Destpêk » GIŞTÎ » TOPYEKUN DİRENİŞ!

TOPYEKUN DİRENİŞ!

Kıdem tazminatı konusunu hükümet bulduğu her fırsatta raftan indiriyor. Bugünlerde yine işçinin aleyhinde bir düzenleme ile gündeme geldi kıdem tazminatı. Yine aynı AKP hükümeti 2013 yılında yine aşağı yukarı aynı gerekçelerle bu konuyu gündeme getirmiş. 18 Kasım 2013 tarihli 243 sayılı Newroz Gazetesi’nde konuyu (2014 yılında sonsuzluğa uğurladığımız) Tuncay Atmaca yoldaşımız gündemimize taşıdı. Yazının çerçevesi daha geniş, biz ise sadece kıdem tazminatı bölümünü sayfalarımıza alabildik. İlgiyle okuyacağınızı düşünüyoruz. İlgili yazının tamamını http://rojnameyanewroz2.com/topyekun-direnis-1601.html buradan okuyabilirsiniz…

TOPYEKUN DİRENİŞ!

Tuncay Atmaca / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yaşadıklarımızla sabittir. Ne zaman mevcut iktidarlar çalışma yaşamına dair değişimlerden “müjde” olarak söz etmeye, değişimleri böyle sunmaya başlarlarsa, bu emek hareketinin, deyim uygunsa başına bir çorap örülüyor demektir.

Bugünlerde “müjde” olarak sunulanlarda bunu gösteriyor. Bir süredir tartışılan ama özellikle geçtiğimiz günlerde düzenlenen 10. çalışma meclis toplantısının ardından gündemi daha fazla işgal eden “kıdem tazminatı, taşeron işçi çalıştırma ve özel istihdam büroları” şimdi yasallaştırılmaya çalışılıyor. Görünen o ki mevcut AKP hükümeti bu yıl bitmeden bunları yasallaştıracak.

Sermaye ve AKP hükümetinin hedefi kıdem tazminatını bir “fon”a devrederek ortadan kaldırmak. Oysa hükümet bunu kıdem tazminatını alamayan işçilerin bunu almasının garantisi olarak pazarlıyor. Zaten işçi konfederasyonları bunu uzun süredir tartışıyorlar. Bu konuda en net olarak Hak-İş “fon” önerisine dünden razı. O yüzden de çalışma meclisi toplantısı sonunda, DİSK ve Türk-İş’in itirazlarına rağmen açıklanan sonuç bildirisinde işveren temsilcileriyle aynı fotoğraf karesine girmekte bir sakınca görmüyor.

Mevcut AKP hükümeti kıdem tazminatının fona devrini “müjde” olarak sunarken, deniliyor ki; “evet, belki işçinin alacağı tazminat düşecek, belki on yıl sonra alabilecek, belki bu paranın ödenmesi ev alma gibi bir şarta bağlanacak ama işçinin bir gün çalışması bile kıdeme hak kazanmasına yol açacak ve işçiler bir gün bu parayı alacak.” Asıl sorun da burada. Çünkü kıdem tazminatının, iş akdinin sona ermesinin ardından işverenden alınan bir hak olmaktan çıkarılması söz konusu. Bununla iş akdinin sona ermesi ile kıdem tazminatı arasındaki bağlantı koparılıyor.

Kimi verilere göre kayıt dışının yüzde ellilerde olduğu, sendikalaşma oranının yüzde 9’larda olduğu, toplu iş sözleşmesi kapsamındaki çalışanların oranının ancak yüzde 5’lerde olduğu ortadayken, kıdem tazminatı işveren için işten çıkarmanın maliyeti olmaktan çıkarılırsa, gerisini varın siz düşünün.

Bu noktada bütün olumsuzluklarına rağmen DİSK’in “kıdem tazminatı iş güvencesi sorunudur” yaklaşımı doğrudur. Mevcut AKP hükümeti ve onun çalışma bakanı “amacımız kıdem tazminatı almayanların almasını sağlamak” dese de sorunun özü bu değil. Çünkü mevcut hükümetin stratejik belgeleri bunun tersini söylüyor. Asıl amaç kıdem tazminatını kaldırarak, güvencesiz çalışmayı derinleştirmektir.

Hatırlanacaktır. Newroz gazetesinde bu konuda çeşitli makaleler yazıldı. Hükümetin daha önceleri açıklamış olduğu “Ulusal İstihdam Stratejisi Belgesi” bu konuda önemli veriler sunuyordu. Ne diyor hükümet UİS belgesinde “güvenceli esneklik” yaklaşımında “iş güvencesi” kavramı yerine “tek bir işverene bağlı olmadan çalışmanın sürdürülmesi” kavramıyla “iş güvencesi”nin ortadan kaldırılacağı işaretlerini veriyordu. Şimdi buna bağlı olarak da kıdem tazminatını ortadan kaldırmaya ve sermaye için işten çıkarma maliyetini azaltmaya çalışıyor. Sermayenin sözcüsü bir hükümetten başka ne beklenir?

Kuşkusuz bu yaklaşım yeni değil. Aslında bunun işaretleri UİS belgesinden daha önce verilmişti. AKP hükümeti 2003 yılında çıkardığı 4857 sayılı iş kanununda kıdem tazminatı ile ilgili şöyle bir yaklaşım sergiliyordu. “İşsizlik sigortasının işlevini de ülkemizde kıdem tazminatının üstleneceği düşünülmüştür. Hatta kıdem tazminatının ağırlaştırılmasının iş güvencesi alanında bile etkili olacağı ileri sürülmüştür. Bu düşüncelere katılma olanağı yoktur.” deniliyordu. Buradan da anlaşılacağı üzere kıdem tazminatı meselesi 10 yıldır AKP hükümetinin gündeminde. Şimdi bakmayın “kıdem tazminatını herkes alsın istiyoruz” demesine. AKP hükümeti için asıl mesele yukarıda da değindiğimiz üzere kıdem tazminatını iş güvencesi alanında etkili olmaktan çıkarmaktır.

Yurtsever Sosyalist İşçi – Sayı:7

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Hakkında T. ATMACA

T. ATMACA

Bu habere de bakabilirsiniz.

AZERBAYCAN ERMENİSTAN SAVAŞI VE TÜRKİYENİN ROLÜ!

Son gelişmeler Üçüncü Dünya Savaşı’nda Ortadoğu’dan sonra bir de Kafkasya cephesinin açıldığını gösterdi. Azerbaycan-Ermenistan Savaşı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir