Destpêk » CÎHAN » TİPİK BİR SÖMÜRÜ METODU: SINIR İŞÇİLİĞİ

TİPİK BİR SÖMÜRÜ METODU: SINIR İŞÇİLİĞİ

Kapitalizmdeki eşitsiz gelişim yasası yüzünden en gelişmiş kapitalist-emperyalist ülkelerde bile ülkeler ve ülkelerin bütün bölgeleri, ekonomik ve sanayi gelişim açısından birbirlerinden farklı ve aynı oranda bir gelişim seyri izleyememektedir. Günümüz dünyasında Avrupa kıtasındaki ülkelerin örneklerinden de anlaşılacağı gibi, ülke veya ülkelerin emperyalist olması, bunların her alanda aynı şekilde geliştikleri anlamına gelmiyor.

Hurşit Kaşıkkırmaz / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Kapitalist-emperyalist ülkelerde her şey ama her şey sermayenin çıkarları doğrultusunda oluşturuluyor ve uygulanıyor. Kültürden sanat ve siyasete, ekonomiden sosyal yaşama, iş dünyasından işçi alımına, işçi haklarından ücret belirlemeye…vb kadar bütün yasalar sermayedarların çıkarları için yapılıyor. Bu anlamda sınır işçiliği metodu da burjuvazinin çıkarları içindir.

Genel olarak Avrupa’da sınır işçiliğini işlerken, özelde İsviçre’nin Ticino Kantonu’nu baz alarak konuya açıklık getireceğiz. Çünkü Ticino Kantonu bu konuda tipik bir örnektir. İsviçre’nin İtalyanca konuşan tek Kantonu ve İtalya’ya sınır, Alp dağlarının eteklerinde, sanayi var ama güçlü olmamakla birlikte daha çok turistik bir bölgedir. Burada ağırlıklı olarak yaz ve kış turizmi, gastronomi, hizmet sektörü ve Bankalar ağırlıktadır.

Kanton’un nüfusu 370 bin civarındadır. Değişik ülkelerden buraya yerleşen ve ikamet hakkına sahip olan epey yabancı kökenli işçi bulunmaktadır. Bu duruma rağmen İtalya’dan buraya çalışmak için sabah gelen ve akşam evine ülkesine dönmek zorunda olan 65 binden fazla sınır işçisi bulunmaktadır. İsviçre’de sınır işçiliği sadece bu bölge ile sınırlı değildir. Fransa sınırında Fransızlar, Almanya sınırında Almanlar, Avusturya sınırında Avusturyalılar da sınır işçiliği yapıyorlar. Ayrıca İsviçre’nin Avrupa Birliği ile yaptığı serbest dolaşım anlaşmasından dolayı AB ülkeleri işçileri İsviçre’de kalacak yer ve iş bulduklarında rahatlılıkla çalışabilirler. Bu anlaşmadan dolayı hemen hemen her AB ülkesinden işçiler İsviçre’ye çalışmak için geliyorlar. Örneğin son 10 yılda en fazla yabancı işçi nüfusu Almanlar oluşturmaktalar.

Kendi ülkesinde ve bölgesinde iş bulamayan, işinden memnun olmayan veya daha çok para kazanmak için ülkesini ve bölgesini terk eden işçiler, gurbette çalışmaya yöneliyorlar. Sınır işçileri ise, ülkelerini terk etmemekle birlikte ülkesine sınır olan ama ücretlerin kendi ülkesine göre daha yüksek olduğu ülkelerde sabah gidip akşam dönmek koşuluyla çalışıyorlar. Duruma göre kilometrelerce uzağa giderek çalışan sınır işçileri, gümrüklerde ciddi bir trafik problemi yaşayarak saatlerce trafikte beklemek zorunda kalıyor, zaman kaybediyor ve büyük bir çile çekiyorlar.

Sınır işçiliği yöntemi Avrupa’da birçok ülkede uygulanıyor. Örneğin Fransa ve Almanya’dan Belçika’ya, Polonya’dan Almanya’ya, Lüksemburg’a sınır olan ülkelerden Lüksemburg’a… vb. Avrupa’da yaklaşık 100 yıldır uygulanan bu yöntem ile patronlar ve burjuvazi ucuz iş gücü bulmakta zorlanmıyor. Asya’dan, Afrika’dan, Balkanlar’dan, Latin Amerika’dan, Güney Avrupa’dan… vb gelen milyonlarca işçi yetmiyor ve ayrıca çeşitli Avrupa ülkeleri kendi aralarında sınır işçilerine ihtiyaç duyuyorlar.

Bu konuda İtalya tipik bir örnektir. İtalya’nın kendisi dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen milyonlarca göçmene ev sahipliği yapıyor. Ama diğer yandan dünyanın bütün zengin ve gelişmiş ülkelerine iş bulmak, çalışmak ve para kazanmak için giden milyonlarca İtalyan işçi gerçeği var. Kuzey Avrupa, ABD, Kanada… vb gibi ülke ve kıtalara dağılan İtalyanlar için “Bir İtalya burada, bir İtalya ise dışarıda” deniyor. Ayrıca İtalya, dünyanın yedinci zengin ve büyük ekonomisidir. Yani devlet ve burjuvazi zengindir. Gelir dağılımındaki adaletsizlikten dolayı halkın ve işçilerin çoğunluğu fakirdir. Kapitalizmdeki eşitsiz gelişim yasasından dolayı İtalya’nın Güneyi fakir, Kuzeyi ise zengindir. Sanayi ve zenginlik ağırlıklı olarak Kuzeydedir. Güneyden sürekli Kuzeye ve dünyanın diğer ülkelerine bir göç yaşanıyor. İsviçre’ye gelen sınır işçilerinin yüzde 99’u Güneyden Kuzeye gelen işçilerdir.

Kendi ülkesine göre ücretlerin daha yüksek olduğu sınır ülkelerine gidip çalışan işçiler, ciddi problemler ile karşılaşıyorlar. Avrupalı olmasına rağmen kendisine sınır ülkelerde yabancı düşmanlığı ve ırkçılıktan dolayı kötü muamelelere maruz kalıyorlar. Burjuvazi ve patronlar, ucuz iş gücünden dolayı daha çok kar yapmak ve sömürünün dozajını yükseltmek için her türlü yasayı çıkartırlarken, diğer yandan yerli ve yabancı işçilerin dayanışmasını, birliğini ve örgütlenmesini engellemek için yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı geliştirerek, körükleyerek işçileri birbirlerine düşman ediyor ve fakirler arasında savaş yaratıyorlar. Çalışma müsaadelerinde, belgelerinde yasalar karşısında işçileri kademe kademe ayırıyorlar ve dahası ücretlerde işçileri kategori kategori ayırarak hem ücretlerin düşürülmesini sağlıyorlar ve hem de işçilerin aynı konumda olmalarını engelliyorlar. Örneğin bu çelişki ve çatışmadan dolayı İsviçre’de işçi ücretleri ortalamasında Ticino Kantonu’ndaki işçiler ile diğer bölgelerdekiler arasında 1200 Frank fark olduğu belirtiliyor.

Aynı iş kolunda ve aynı işi yapan yerli işçi, oturum hakkına sahip yabancı kökenli işçi ve sınır işçisi kendi konumuna göre yasalar karşısında eşit olmadığı gibi ücretlerde ve sosyal yaşamda da eşit değildir. Yabancı düşmanı, ırkçı, sağ ve gerici parti ve politikacıların yaptığı politika ve propaganda toplumu, işçileri bölüyor ve parçalıyor ve böylelikle onları yönetmek kolaylaşıyor. Bütün bu anlattıklarımız işçiler arasında da bir yarış, çekişme ve olumsuzluğa yol açıyor.

Sonuç olarak: Son 20-30 yıldır bütün Avrupa’da yabancı düşmanlığı ve ırkçılık arttı arttırılıyor. Burjuvazinin ve patronların bir kısmı ucuz iş gücünden dolayı ve daha çok kar ve emek sömürüsü için her yıl yeni yabancı işçi almak için yeni yasalar çıkarırken, diğer bir burjuva ve patron kesim tarafından yabancı düşmanı ve ırkçı partiler destekleniyor veya kurduruluyor. Sonuçta yabancı işçiyi çağıran çalıştıran ve aynı zamanda ona karşı düşmanlık ve ırkçılık yapan da odur, yani burjuvazidir. İlginçtir, ama öyle. Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık yapan burjuvazi ve patronların iş yerlerinde çalıştırılan işçilerin yüzde 80-90’ı yabancıdır.

Yabancı düşmanlığı ve ırkçılık her yer ve alanda gelişti ve geliştiriliyor. Ama sınır işçilerinin olduğu bölgelerde daha da yaygın ve güçlüdür. Çünkü diğer alanlarda sadece oturum hakkı olan göçmenlere ve yabancılara karşı yapılırken, sınır işçilerinin olduğu bölgelerde ise hem onlara ve hem de diğerlerine karşı yapılıyor. İsviçre gibi bir ülkede ve Ticino Kantonu’nda en büyük partiler, yabancı düşmanı ve ırkçı partilerdir. 01.07.2020

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

ŞAM-BAĞDAT KUYRUĞUNA BAS, MOSKOVA-PEKİN BAŞKALDIRIR!

Türk Dışişleri, sömürge Osmanlı Veziri gibi tehdit ediyor! Çünkü Türkiye, Osmanlı Kürdistanı’nı hedefliyor, ‘Güvenlik koridoru’ …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir