Cumartesi, Ağustos 24, 2019
Destpêk » GIŞTÎ » İSVİÇRE; SERMAYENİN ÇIKARLARINA HİZMET EDEN DEMOKRASİ! SOSYALİST MEZOPOTAMYA-2

İSVİÇRE; SERMAYENİN ÇIKARLARINA HİZMET EDEN DEMOKRASİ! SOSYALİST MEZOPOTAMYA-2

Bundan 100 yıl önce politik sığınmacı olarak bir kaç yıllığına yaşadığı İsviçre için “bütün dünya sosyalizme geçiş yapsa da İsviçre’yi kapitalist bir sembol ülke olarak bırakın” demişti Lenin.

Röportaj: Hurşit KAŞIKKIRMAZ / Yazarın diğer makaleleri için burayı tıklayınız  

Birçok konuda dünyanın diğer kapitalist ülkelerinden farklı bir özelliğe sahip olan İsviçre ile ilgili bir kaç soruyu kapsayan bir röportaj yaptık. Yaklaşık 80 yıllık bir mücadele tarihi olan İsviçreli komünistlerin, muhaliflerin partisi, İsviçre Emek Partisi, Partito Svizzero del Lavoro (PSdL) Kanton Ticino seksiyonu, İşçi ve Halk Partisi, Partito Operaio e Popolare (POP) Kanton sekreteri Leonardo Schmid sorularımızı yanıtladı.

Ülkede İsviçre Komünist Partisi, Partito Comunista Svizzero  (PCS) 1922 yılında Kuruluyor. Parti Avrupa’da Hitler ve Musollini faşizminin basıncının etkisiyle 1940 yılında yasaklanıyor. İsviçreli komünistler 4 yıl illegal mücadele yürütüyorlar. O yıllarda legal alanda komünist isimli parti kurma yasak olduğu için İsviçreli komünistler 1944 yılında İsviçre Emek Partisi’ni kuruyorlar. İsviçre confederasyonu’nda dört tane resmi dil ve 26 tane Kanton bulunuyor. Her Kanton’daki parti yapısı resmi ve merkezi olarak confederasyon’a bağlı olmak koşulu ile kendi bölgesinde ayrı isim, tüzük hakkına sahiptir ve otonom politika yapabiliyor. Ayrıca sadece kantonlar ile sınırlı, kanton hareketleri, partileri de bulunmaktadır.

Leonardo Schmid kimdir?

1985 yılında doğdu. Mecburi eğitimini Kanton Ticino’da yaptı. Hızarcılık mesleğini bitirdi. Daha sonra Lozan Üniversitesi’nde okuyarak Siyasal Bilgiler Fakültesini bitirdi. Okulu bitirdikten sonra Kanton’a döndü. Kantonda İsviçre Sendikalar Birliği (USS) sendikasında çalışmaya başladı. Şu anda sendikacılık yapıyor.

Çok genç yaşlarda politik mücadelede yer alan Leonardo, Kantonda parti taraftarı ve üyesi olarak faaliyet yürütmeye başladı. Daha sonra Kanton Komitesinde yer aldı. İsviçre Emek Partisi Merkez Komite üyeliği, Politik Büro üyeliği görevlerinde bulundu. İki dönemdir Kanton’da İşçi ve Halk Partisi, Partito Operaio e Popolare, POP’un sekreterliğini yapıyor. Evli ve bir erkek evlat babasıdır.

İşçiler için birçok ülkede olmayan bir durum var İsviçre’de. Sınır işçiliği. Fransa tarafında Fransızlar, Almanya tarafında Almanlar, İtalya tarafında İtalyanlar. Sömürünün  başka ve nadir bir çeşidi işletiliyor. Bu konuda ki durum nedir?

Sınır işçileri yöntemi birçok Avrupa ülkesinde bulunuyor. Örneğin benim bildiklerim; Fransa’dan Belçika’ya, Polonya’dan Almanya’ya, Almanya’dan Belçika’ya, ayrıca Lüksemburg’a sınır olan ülkelerden de gidip çalışanlar…vb sabah gidip çalışan ve akşam evlerine dönen işçiler var. Bu durum İsviçre için yaklaşık 100 yıldır uygulanıyor. Ama 2003 yılında İsviçre ile Avrupa Birliği, AB arasında imzalanan serbest dolaşım hakkından dolayı bu konuda büyük bir yükseliş oldu. Bu anlaşma gereği sınır işçisi bütün İsviçre’de çalışabilir. Ama haftanın 3 günü İsviçre’de kalma hakkı var. Diğer iki gün ise evine, ülkesine dönmek zorunda. Ayrıca sınıra yakın oturup günlük gelip gidenler bulunmaktadır.

Örneğin bizim Kanton Ticino’ya günlük gelip giden yaklaşık 60 bin İtalyan sınır işçisi söz konusu. Sınır işçisi, kendi ülkesine göre gittiği ülkede ve İsviçre’de daha fazla kazanıyor. Ama bu yöntem ile patronlar, işçiler arasında bir yarış, bir savaş ve onları bölüp parçalama gibi bir durum gündeme getiriyorlar. Patron, yerli işçiye göre sınır işçisine daha az ücret ödüyor. Ve emek sömürüsünü yoğunlaştırıyor. Diğer taraftan ülkede ücretlerin düşürülmesinde bir araç, bir bahane olarak kullanıyor. Örneğin İtalya’da işçi ücretleri düşük olduğu için birçok İtalyan işçi sınır işçiliği yapıyor veya diğer Avrupa ülkelerine giderek çalışıyor. Aynı durum Almanlar, Fransızlar, Polonyalılar ve diğerleri için de geçerlidir. Her ülke işçisi maaşların, ücretlerin yüksek olduğu bir diğer ülkeye giderek çalışıyor.

Yaklaşık 200 yıldır emperyalist bir ekonomiye sahip olan İsviçre, her zaman yabancı iş gücüne ihtiyaç duymuştur. 2. dünya savaşından sonra yoğun bir şekilde yabancı işçi alan İsviçre, o süreçten sonra ekonomisini yoğun bir şekilde geliştirdi. Çünkü sermayenin işçilere ihtiyacı var idi. Ve gelen işçiler ile ekonomi gelişti. Sınır işçisi ve diğer yabancı işçiler, yerli işçiden daha çok çalışıp daha az ücret alıyorlar. Ve bu yöntem patron ve sistemin işine, mantalitesine ve çıkarına yarıyor.

Yabancı işçilerin en ağır, kirli, riskli işlerde ve düşük ücret ile çalışmaları sermayenin işine geliyor. Bu nedenden dolayı yabancı işçi alınıyor. Diğer yandan sermaye ve sağ partiler yabancı işçi ile yerli işçinin birliğini, beraberliğini, dayanışmasını engellemek için yabancı düşmanlığını, ırkçılığı yayıyor, geliştiriyor, körüklüyor. Özellikle son yıllarda yabancı karşıtı politikalardan kaynaklı olarak ırkçı, popülist, sağ görüşlü partiler güçleniyor. Bir tarafta yabancı ucuz emek ve iş gücü olmadan ekonominin işleyemez ve verimli olamayacağını bilmelerine rağmen, diğer taraftan yabancı karşıtı politikalar yaparak işçilerin, emekçilerin, halkların birliğini, beraberliğini, dayanışmasını engellemeye çalışıyorlar. Kısaca bütün Avrupa’da durum böyledir. Yabancıları bile sahip oldukları oturum hakkı durumuna göre kendi aralarında kategori, kategori ayırıyorlar. İsviçre’de 6-7 çeşit oturum izni var ve bunların her biri yasalar karşısında değişik ve eşit olmayan haklara sahip. Yani sermaye böl, parçala, yönet metodunu her tarafta herkes için uyguluyor.

İsviçre’de 16 Kanton’da 1 Mayıs resmi işçi bayramı değil. Yani o gün işçiler normal bir mesai günü gibi çalışıyorlar. Bu konu için sendikalar ve ilericiler ne düşünüyor?

İsviçre’de ülkenin kuruluş yıl dönümü olan 1 Ağustos dışında ki bütün bayramlar, her Kantonun kendi inisiyatifine bağlı. Çünkü ülke konfederasyon sistemine sahip. Kantonların durumuna göre tarihte işçi mücadelesinin güçlü olduğu Kantonlarda 1 Mayıs bayram olarak tanındı. Ama diğer kantonlar, 1918’de İsviçre’de gerçekleşen genel grev döneminde imzalanan metinler ve alınan kararlardan sonra küçük şeylerde ve haklarda değişiklik yapıldı. İsviçre’de patron ile işçi arasında ‘iş barışı’ anlaşması var. Ve bu anlaşma işçi mücadelesini ve sendikaları etkiliyor. Ayrıca ülkedeki sarı sendikacılık, patron yanlısı sendikalar işçilerin bu tür haklara sahip olmasını engelliyor. İlerici ve devrimci milletvekilleri bir kaç kez bu konu ile ilgili olarak,  1 Mayıs’ın İsviçre genelinde resmi bayram olması için ulusal parlamentoya önerge verdiler. Ama her seferinde sağ partiler tarafından ret edildi. Bu Kantonlarda sendikacılar küçük çaplı etkinlikler yapıyorlar. Onun dışında herhangi bir hareketlilik olmuyor. Ayrıca bu Kantonlarda sağ güçlü olduğu için 1 Mayıs’ın işçi bayramı olarak tanınmasına, yasallaşmasına karşı çıkılıyor.

Etrafı Avrupa Birliği, AB ülkeleri ile çevrili olan İsviçre’nin gelinen aşamada AB ile ilişkileri nelerdir ve AB’ye nasıl bakıyor?

İsviçre ile Avrupa Birliği arasında yaklaşık 10 tane önemli anlaşma imzalanmıştır. Bu anlaşmaların hepsi İsviçre sermayesi ile AB sermayesinin karşılıklı çıkarları için yapıldı. İsviçre kendisi için avantajlı olan anlaşmaları imzaladı gerekli görmediklerini imzalamadı. İsviçre’nin imzaladığı anlaşmalar sermayenin çıkarınadır, işçi ve emekçilerin çıkarına değildir. 1990’lı yıllarda İsviçre’nin AB’ye girmesine sıcak bakılıyordu. O yıllarda referandum yapıldı ve çok az bir fark ile AB’ye girme ret edildi. O dönemde solun büyük bir kesimi de girme taraftarı idi. Ama Komünistler olarak bizim partimiz her zaman sermayenin Avrupası’na karşı çıktı. Biz halkların, işçilerin, emekçilerin, emeğin Avrupası’ndan yanayız. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla demokrasinin gelişeceği, refah ve özgürlüğün geleceği tahmin ediliyordu. Ama bu son yıllarda bunun böyle olmadığı görüldü ve şimdilik İsviçre AB’ye girmeyi düşünmüyor.

İsviçre’de yıllardır, asırlardır “doğrudan demokrasi” uygulanıyor. Doğrudan demokrasi nedir ve nasıl bir pozitif ve negatif etkisi vardır?

Her şeyden önce İsviçre’nin şimdi sahip olduğu kapitalist ‘doğrudan demokrasi’ sistemi ve anlayışı burjuvazinin bir başarısı, lütfu değildir. Alttan halkın ve işçi sınıfı mücadelesinin zorlamasının ürünüdür. 1870 yılından bu yana İsviçre’de ‘doğrudan demokrasi’ uygulanıyor. O yıllar Paris Komünü’nün gerçekleştiği yıllardır. O zamanlar bütün Avrupa’da olduğu gibi İsviçre’de de çok büyük ayaklanmalar ve hareketlikler gerçekleşiyor. Dönemin egemenleri, halk hareketliliğini engellemek ve pasifize etmek için olaylar karşısında ki çaresizliklerinden dolayı muhalefetin savunduğu, ileri sürdüğü talepler için ilk etapta imza toplayın önerisini getiriyorlar. Bu yöntem ve durum muhalefet tarafından kabul ediliyor. Daha sonraları bu imza toplama yöntemi ile referanduma gitme durumu gündeme geliyor. O günden bu yana yavaş yavaş şimdiki kapitalist ‘doğrudan demokrasi’ şekil alarak gelişiyor, gerçekleşiyor.

İsviçre’de kapitalist ‘doğrudan demokrasi’ üç boyutta gerçekleşiyor. 1- Belediyelerde. 2- Kantonlarda. 3- Konfederasyonda. Örneğin her üçünde de referandum hakkı olan konularda (çünkü bazı konular referandumlara dahil değildir) önce gerekli imza kampanyası yapılır, imzalar toplanır, tamamlanır ve bölgede ki yetkililere teslim edilir. Ondan sonra o konu hakkında halkın referanduma gitmesinin tarihi belirlenir ve gidilir.

Biz her ne kadar da kapitalist ‘doğrudan demokrasi’ye sahip olsak da sonuçta ülke sermayesi işine geleni kabul ediyor, işine gelmeyeni kabul etmiyor. Bu durum için bir bahane bulunuyor bir engel çıkartılıyor. Kapitalistler her şeyde olduğu gibi bu konuda da çeşitli oyun ve entrikalara başvurarak yeri geldiğinde kendi çıkarları için halkın iradesini hiçe sayıyorlar. Onun için İsviçre’de birçok Üniversite Profesörü ‘doğrudan demokrasi’ sistemi, terimi yerine “doğrudan çıkan ekin tohumu” deyimini, ibaresini kullanarak dalga geçiyorlar.

Söyleşi için bize zaman ayırdığından dolayı teşekkür ederiz

Kürdistanlı komünistlere ve Sosyalist Mezopotamya’ya başarılar dilerim.

           

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 2 / Haziran 2018

Derginin PDF formatı için buraya tıklayınız

 

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

KÜRDİSTANİ SEÇİM İTTİFAKI: KAYYIM KARARINI TANIMIYORUZ!

Kayyımlara karşı ortak açıklama yapan Kürt partileri, ‘Kayyım, sadece HDP’nin, Kürdistani seçim ittifakının sorunu değildir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir