Destpêk » GIŞTÎ » İŞÇİ DERTLİ, ÜRETİCİ DERTLİ, TÜCCAR MUTLU!

İŞÇİ DERTLİ, ÜRETİCİ DERTLİ, TÜCCAR MUTLU!

Ezilen ve sömürülen sınıflar nerede çalışırlarsa çalışsınlar, bir dokunulduğunda bin ah işitiyoruz. İşçilerin emekçilerin dertlerinin dinlenilmesine, yaşadıkları sorunları birilerine anlatmalarına o kadar ihtiyaçları var ki bu gözlerinden okunuyor. Malatya’daki mevsimlik kayısı işçileri arasında geçirdiğimiz üç günün izlenimleri bunlar. Işıltılı gözlerle bizleri izleyen çocuklar, hiçbir şey umurlarında değilmiş gibi davranan gençler, sömürü ve baskının bütün izleri yüz hatlarında belli olan adamlar ve her yerde olduğu gibi dünyanın bütün yükünü omuzlayan her şeye rağmen güzel yarınlara olan inançlarını yitirmeyen, yarını biz kuracağız dercesine çalışan mağrur, onurlu, başı dik kadınlar.

Mustafa Korkmaz / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Bu sene kaysı hasadı Koronavirüsün gölgesinde başladı. Pandemi’nin (Kovit-19) burukluğu, çekingenliği, korku ve endişeli bakışlarla kendini hissettiriyor. Daha çok dışarıdan gelenlere karşı böyle bir yaklaşım söz konusu. Bütün belalar, hastalıklar dışarıdan geliyor dercesine.

Ağaçsız ve gölgesiz, bahçelerden yüksek tepelerde düzensiz noktalarda oluşturulmuş, iç içe geçmiş çadırlar. Çalışma ve yaşam alanları iş makineleriyle düzeltilmiş olduğundan, bir araç geçtiğinde veya hafif bir rüzgar estiğinde, her taraf toz duman içerisinde kalıyor. Biraz yaklaşıp hal hatır sorduktan sonra, aradaki buzlar hemen eriyiveriyor. Nasılsınız diyecek oluyoruz yetersiz Türkçeleriyle ellerini iki yana açmaları ve işte görüyorsunuz demeleri ile her şeyi bir anda ifade ediyorlar. Gittiğimiz bölgelerde çalışanlar Diyarbakır, Adıyaman, Viranşehir, Suruç, Cizre, Nusaybin, Şırnak gibi bölgelerden gelen mevsimlik işçiler. Onları mutlu eden en önemli şey, Urfa milletvekilinin Malatya’ya gelip sorunlarını kendi dillerinde dinlemiş olması, kendi anadillerinde sorunlarını sıkıntılarını anlatmış olmaları. Yaşamın birçok alanında olduğu gibi kadın emeği, çocuk işçiliği bariz bir şekilde kendini gösteriyor.

Nasıl yaşadıklarını, şikayetleriniz nelerdir diye soracak oluyoruz, ancak her şey apaçık ortada. Derme çatma çadırlarda, ağırlaşan yaşam koşullarında hayata tutunmaya çalışıyorlar. Çocuklar sıcaktan mayışmış bulabildikleri gölgeliklerde uyukluyorlar. İçecek temiz ve soğuk su yok. Tuvaletler sağlıksız, yaymış oldukları koku uzaktan kendini hissettiriyor. Çevre kirliliği had safhada. Çadırlarda yaşayan insanları yılan veya zehirli bir böceğin sokma olasılığı çok yüksek. Zehirli haşere ve böceklerden korunmak için çadırların etrafına, kendisi de zehirli bir madde olan kükürt ile daire içine alındığına tanıklık ettim. Birçok çadırda elektrik yok. Geceleri bir süreliğine jeneratörlerle aydınlatma sorununu hallediyorlar. Çalışma süreleri çok uzun en az on iki saat. Hiçbir sosyal güvenceleri yok. Bir sorunları olduğunda başvuracakları kurumları bulunmuyor, kısacası herhangi bir örgütleri yok. Ortalama günlük ücret 80 lira. Yeme içme, gidiş geliş yol masrafı ve çavuş parası geriye ne kalır siz düşünün. Ülkedeki ağırlaşan ekonomik koşullar altında çalışabildikleri için, iş bulabildikleri için kendilerini şanslı hissedebiliyor emekçiler.

Her çadırda işçilerin başında bulunan bir üretici veya temsilcisi bulunuyor. Onları dinliyoruz işçilerden daha dertliler. Kayısının bahçeden tüketicinin sofrasına gelene kadar geçirdiği aşamaları bir çırpıda anlatıyorlar. Girdi fiyatlarının yüksekliğinden dertleniyorlar. Gübre parası, ilaç parası, su elektrik parası, işçilik parası, yakıt parası, budama ve bakım parası saymakla bitmiyor. Pazar sorunu, uygun koşullarda saklama sorunu ve kendilerini sahipsiz hissediyor üreticiler. İşçileri dolandıran çavuşlar, üreticileri dolandıran tüccarlar. Bölgedeki her üreticinin en az bir defa dolandırılma hikayesi var.

Malatya’da kayısı sektörü birkaç tüccarın elinde. Fiyatlarla istedikleri gibi oynuyorlar. Bu yıl kayısı rekoltesinin düşük olmasına rağmen kamuoyunu yüksek rekolte haberleriyle maniple ederek fiyatları düşük tutmaya çalışıyorlar. Bir de bu yıl önerilen ve kullanılan ilaçların üretimde büyük düşüşlere neden olduğu herkes tarafından dile getiriliyor.

Bütün bu tartışmaların odağında üreticilerin örgütlenmesi ya da tersinden örgütlenememesi yatıyor. Yani kooperatifleşme. Alt yapının ve geçmiş deneyimlerinin olmasına rağmen bir türlü bir araya gelemiyorlar. İşin garip ve acı olan taraflarından bir tanesi de bu.

Yukarıda belirtmeye çalıştığımız sorunların hemen hepsi, kamucu bir politikayla ve bu halkın vergilerinin, geçmediği halde köprülere ve tünellere ödediği paraların çok küçük bir kısmı ile çözülebilir olması.

YSİ olarak bölgede gerçekleştirdiğimiz üç günlük çalışmada edindiğimiz izlenimlerin sadece bir kısmı bunlar.

 NE BAYRAM DİNLİYORLAR NE YASAK

Böyle haykırıyordu sendika üyesi olduğu için işten atılan işçi. İliklerimize kadar sömürülüyoruz. Sömürüyü gördük ve sendikalı olduk. Samsun’da faaliyet gösteren SAMPA Otomotiv işyerinde yüz işçi sendikalı oldukları için kod-29 çıkış kodu ile işten atıldılar. Bu maddeyle işten atılan bir işçi hiçbir yasal hak talep edemiyor. Bu kadar acımasız bir sömürü sistemi, bu kadar acımasız bir işveren!

Bu tekil bir olay değil. Türkiye’nin her tarafında ekonomik krizin bulaşıcı hastalıkla bütünleşmesiyle her gün hak arayan işçilerin karşılaştıkları bir durum. Özellikle sendikalaşma yönünde atılan her adım işten atılma nedeni.

Anayasada sendikalı olduğu için işten atılma yasalara aykırı.

Cumhurbaşkanı Pandemi döneminde işçi çıkartmayı yasakladı.

Azgınlaşan sermaye ne yasa dinliyor ne Başkanı!

29 İŞTEN AYRILIŞ (ÇIKIŞ) KODU NEDİR?

SGK işten ayrılış kodlarına göre 29 kodu: “İşveren tarafından işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih” anlamına gelmektedir. İşverenin işçisini bu kod ile çıkarabilmesi için işçinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II bendi kapsamında belirtilen fiillerden birini işlemesi gerekmektedir. İşten ayrılış nedeni 29 olarak bildirilen işçi, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’na göre işsizlik maaşına hak kazanamamakta ayrıca işvereninden de tazminat talep edemeyeceği gibi işçinin hizmet dökümünde de sürekli görünmektedir.

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Hakkında Mustafa KORKMAZ

Mustafa KORKMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

AZERBAYCAN ERMENİSTAN SAVAŞI VE TÜRKİYENİN ROLÜ!

Son gelişmeler Üçüncü Dünya Savaşı’nda Ortadoğu’dan sonra bir de Kafkasya cephesinin açıldığını gösterdi. Azerbaycan-Ermenistan Savaşı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir