Destpêk » GIŞTÎ » IRKÇILIK VE SALDIRGANLIĞI BESLEYEN ŞEY: CEZASIZLIK POLİTİKASI!

IRKÇILIK VE SALDIRGANLIĞI BESLEYEN ŞEY: CEZASIZLIK POLİTİKASI!

19 Ocak 2007’de Hrant Dink’in Ogün Samast tarafından katledilmesinde Rakel Dink “Bir bebekten nasıl katil yarattınız?” diye haykırmaktaydı. Peşi sıra “Biz size güvendik de kaldık bu ülkede! Böyle mi olacaktı, söylesenize?” sorusuna bu güne kadar doğru dürüst cevap alamadı. Alamayacakta! Sadece Rakel ve Ermeni halkı değil, yeni bir ulus devlet yaratma yolunda katliam, asimilasyon, sindirme politikasında tereddüt göstermediği Kürtlere, Rumlara, Yahudilere yönelik uygulamalarda da buna benzer sorular, haykırışlar cevapsız kaldı, kalmaya da devam edecek.

Ali Gökkaya / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yurtsever Sosyalist İşçi

Bu durum sömürgeci rejim açısından da resmi ideoloji ve tarih doğrultusunda şekillendirdiği Türk halkının çoğunluğu açısından da hiçbir şey olmamışçasına “kendi olağanlığında” devam edecektir. Çünkü bu ırkçı saldırıları, öldürmeleri besleyen esas ana neden cezasızlık politikasıdır.

Son olarak 4 Eylül’de Mazıdağı’ndan Sakarya’ya fındık toplamaya giden mevsimlik Kürt işçiler ve yaşadıkları ırkçı saldırı sonrasında devletin meseleye yaklaşımı açıkça ortadadır.

Sakarya gibi sayfalar dolusu sayısız örnek vermek mümkün! Kaldı ki tüm sömürgecilerin bir diğerinden aldığı iki şey var; birincisi sömürge olmaya direnenleri katliamla, soykırımla yok etmek, kalanları ise akıl almaz uygulamalarla asimile etmek. İkincisi; bu bir devlet politikası olarak uygulandığı için açığa çıkan vahşetlere kılıflar uydurarak inkâr etmek, yalanlamak, kazara olayla ilintisi açığa çıkanları ise cezasızlık politikası uygulamaları ile korumaya almak! Yoksa sistemi ayakta tutmak mümkün olamaz!

Mesela; 33 yoksul Kürt köylüsünü sorgusuz-sualsiz kurşuna dizen Mustafa Muğlalı, 2011’de savaş uçaklarının bombardımanı sonucunda Roboski’de 34 Kürdün katledilmesi, köylerin boşaltılması, yakılmasından dolayı milyonlarca Kürdün 90’lı yıllarda göç ettirilmesi vs… bu ve bunlara benzer yaşanmışların tümü bir devlet politikasıdır.

Ve hiçbirinde de sorumlular ciddi anlamda yargılanmadılar. Türkiye’de açık ya da üstü örtük biçimde sürdürülen cezasızlık politikası nedeniyle faili belli olayların tüm zamanlar içinde bir suç olarak görülmesi neredeyse imkânsızlaştırılmaktadır. Ezen ulus halkının da genel olarak bu cezasızlık örneklerinden aldığı güçle ‘geleceğinin bekası’ adına, kendisi için, devleti için ötekine saldırması giderek olağanlaşmakta.

Peki neden?

Bir halkın, bir ulusun kendini esas alarak diğer halkları, azınlıkları yok sayması, kendilerine tabii kılma yönünde hayat hakkı tanımaması, gasp ettikleri coğrafyalardaki halkın kendileri gibi özgür olma taleplerini bölücülük sayarak onları hep düşman görmesinin ezen ulusta bu derece olağan şekilde kabul görmesinin esas nedeni nedir?

Sömürge toplumlarını asimile etmeye yönelik dil, din, kültür ve eğitim politikalarının ısrarlı bir şekilde uygulanması sonucunda topluluk aidiyet kimliğinden edilerek yerine başka aidiyetler ikame edilmeye çalışılır. Bu durumun gerçekleşmediği zamanlarda kuvvet kullanmak veya gerçek anlamda köleleştirmek yoluyla değişimin devam etmesi sağlanır. Aynı zamanda sömürgeci güçler kendi toplumunu da buna uygun oluşturmayı hiç ihmal etmezler.

Ezen ulus halkı dediğimiz bu kesim ise yıllar boyu süren eğitim politikaları sonucu; başka halkların sömürge edilmesini, karşı koyanların imha edilmesini, bunun için savaşılmasını doğal karşılayacak şekilde donatılarak yetiştirilir. Çoğu “uygar” ülkede sömürgeciliğin öncüsü sayılan kâşifler ile uygulayıcılarının heykelleri yıllarca alanlarda boy gösterdi, gösteriyor. Yine bu kesim heykelleri bir yandan hayranlıkla izlerken, diğer yandan da şekillenmesinde büyük rolü olan sömürgeler tarihini de ezbere bilecek seviyede olan bu halk iç ve dış düşman konusunda hep gerilim içinde tutulur.

İşte, Kürt halkı başta olmak üzere başka halklar nezdinde de halkların birbirine düşmanlaştırılması politikaları sonucu Sakarya iline ekmeği için giden Kürt tarım emekçilerine yönelik bu tip saldırılar kaçınılmaz olmaktadır. Sadece Sakarya’da değil, Ordu, Yozgat, Trabzon gibi Türkiye’nin sayısız illerinde bu tip saldırıların esas kaynağı iktidarın politikalarıdır.

Oysa bu tip hadiselerin Sakarya’da daha önce de defalarca yaşandığı gerçek ama AKP milletvekili Ali İhsan Yavuz’un “Sakarya’da ne bugün ne de bundan önce, anlatıldığı şekilde herhangi bir olay asla vuku bulmamıştır. Sakarya, Türkiye’nin, Balkanların ve Kafkasların her yerinden gelerek yerleşen insanların barış ve kardeşlik içinde yaşadığı bir yerdir. Sakarya’da tüm etnik unsurlar etle tırnak olmuşçasına birbiriyle bütünleşmiştir. Örnek bir kaynaşma, birliktelik ve yardımlaşmanın söz konusu olduğu Sakarya’mız bu anlamda tam bir huzur kentidir. Olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermek bunu yapanlar açısından en hafif tabirle ahlaksızlıktır. Buna alet olanlar açısından da bu durum tam bir aymazlık, Sakarya’ya ve hatta milletimize karşı yapılan ise açık bir saygısızlıktır” demesi, saldırganlara AKP’nin arka çıktığının ve onları desteklediğinin kanıtıdır.

Giderek gündelik yaşamın bir parçası haline gelen ve başka kimliklerin sürekli ötekileştirilmesinden ötürü nefret duygularıyla beslenmiş bu tip hadiselerin yaşanması hiç de iyiye alamet değildir. Halkların birbirine düşmanlaştırmasını artıracak, geliştirecek politik üslubun terk edilmesi gerekiyor.

Nefret ve öfke değil; sevgi, saygı ve hoşgörüye ihtiyacımız var!

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Sayı-11

Hakkında Ali GÖKKAYA

Ali GÖKKAYA

Bu habere de bakabilirsiniz.

FRANSIZ TARİH ÖĞRETMENİNİN ÖLDÜRÜLMESİ VE ENTEGRASYON SORUNU ÜZERİNE

Fransa ve batı devletleri paranın hakim olduğu, üretimin kar için yapıldığı, zenginlerin bir tarafta fakirlerin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir