Destpêk » GIŞTÎ » FEMİNİSTLİK ERKEK DÜŞMANLIĞI MIDIR?

FEMİNİSTLİK ERKEK DÜŞMANLIĞI MIDIR?

Gerek yetiştiğimiz aile içerisinde gerekse de şekillenmemize katkı sunan siyasal yapılarımız feodal ve kapitalist sömürü çarkına karşı, kadın kimliği ve cinsiyeti üzerindeki tüm antidemokratik baskı ve ataerkil çarka karşı tutum almamız şeklinde eğitti bizi.

Zeynel A. Göçer / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Özellikle maskülizm anlayışına karşı, yaşamın her alanında kadın ve erkeğin özgür karar ve kişiliğinin eşitliğini savundu.

Ataerkil anlayışına karşı durmamız gerektiğini bize kavratmaya çalışırken, başka bir erkin boyunduruğu altına girmememiz gerektiği konusunda da eğitti bizi.

Son dönemde kendi histerik düşüncelerinden hareketle, tüm erkekler kötüdür, devrimcisi faşisti… Özgürlükler ve halkların kurtuluşu için canını, ailesini, mesleğini, geleceğini adaması. Irk, dil, din, cinsiyet farkı gözetmeksizin özgür, demokratik, sosyalist bir düzen oluşturmak için; ne anaerkil ne de baba erkil eşit özgürlükçü bir sistem oluşturmaya çalışmasının önemi yok, çünkü sonuçta erkektir! Erkekse, kötüdür ön kabulünden hareketle şekillenen bir ruh hali mevcut.

Tüm kadınlar melektir, çünkü kadındır. Kadın isen iyisin mantığından hareketle cinsiyeti kadın olmasına rağmen; militarist ve kapitalist sermeyenin çıkarını savunması, kadın bedeni üzerinden egemenlik kurması önemli değil, sınıfsal yapı olarak kime hizmet etmesinin önemi yok! Faşist veya demokrat, devrimci, sosyalist olmasının bir önemi yok. Kadınsa, “bizdensin” ve iyisin ön şartından hareket eden bu bakış açısı cinsiyetçi bir bakıştır.

Bu bakışa sahip olanlar için, mazlumların başına uçaktan bomba yağdıran pilotun cinsiyeti bile önemli.
Kadınsa “ama” ile başlayan bunu patriarkal sisteme bağlayıp, kadın pilotu günahsız çıkartacak kadar cinsiyetçi bir bakış açısı hastalıklı bir yaklaşımdır.

İşine geldiği zaman erkek düşmanı kesilen bu feministlerimiz için, 21. yüzyılda kadın pazarını oluşturan IŞİD zihniyetine karşı savaşan erkeklerin mücadelesinin de bir kıymeti yok.
Kendi insiyatiflerinin dışında ana rahmine XY kromozomu olarak düşen bu erkek arkadaşlar bugün gerici yobazlara, insanlık düşmanı zihniyete karşı savaşırken, salt erkek oldukları için eleştirileceklerini bilselerdi, sanırım mümkün olsaydı, anne ve babalarının o gün çiftleşmelerine karşı çıkar, dünyaya gelmemeyi tercih ederlerdi.

Kendine münhasır bu “feminizm” veya bireysel yaklaşım, duruş ve sınıfsal bakış açısı olarak nerde duracağı konusunda bir bunalım içerisindeler.
Bugüne kadar oluşan feminist akımlar;

• Eko Feminizm
• Fransız Feminizmi
• Radikal Feminizm
• Liberal Feminizm
• Lezbiyen Feminizm
• Marksist Feminizm
• Sosyalist Feminizm
• Pop Feminizm
• İslamcı Feminizm
• Ruhsal Feminizm
• Maddi Feminizm
• Postmodern Feminizm
• Varoluşçu Feminizm
• Pro-Seks Feminizm (seksüel açıdan liberal feminizm, seks-pozitif feminizm diye de bilinir)
• Post-Kolonyal Feminizm
• Amazon Feminizm
• Kültürel Feminizm
• Anarko-Feminizm
• Üçüncü Dalga Feminizm
• Kadınizm/Kadıncılık (Womanism)
• Bireysel Feminizm
• Jineoloji (Kürt Feminizm)

Yukarıda daha önce oluşan hiçbir akıma uymayan bu yeni tarz feminist anlayış; sosyal, siyasal ve ekonomik yaşamda erkek düşmanı yaklaşımı ile “erk” olma derdinde. Halbuki biz sosyalistler, her türlü erkliğin sona ermesi gerektiğine inananlardanız.

Erkek erkini eleştirirken “Tüm erkekler öküzdür, kahrolsun erkekler, erkeklerin yüzü gülmesin” gibi acayip bir algı yaratma derdinde olan bu bakış açısı, her alanda sömürüye karşı mücadele etme anlayışının yerine, erkeği yeren, kadını kutsayan, erkeği lağım sularında yaşaması gereken bir yaratık olarak gören ve yansıtan bu ruh halinin, patolojik ve psikolojik olarak sağlıklı olmadığı kanaatindeyim.

İlkel feminizmi andıran ve androfobi belirtileri veren bu yaklaşım reddedilmelidir.

Erkek egemen dünyada her gün, kadınların cinsiyetlerinden kaynaklı, taciz, tecavüz, öldürülme vakalarına karşı daha çok örgütlenmek ve daha çok ses çıkarmak elzemdir.

En başta kadın örgütlülükleri olmak üzere tüm duyarlı kesimler, kadına karşı şiddet ve cinayetlere karşı daha radikal caydırıcı önlemlerin alınması için mücadeleyi yükseltmeliler. Kadınlar bunu yaparken de kadın kimliğinden dolayı her türlü haklarına sahip çıkan, dayanışma gösteren solcu, sosyalist, komünist erkekleri dışlamadan yapmalıdır.

Tüm erkekleri öküz, kadınları da inek gören anlayış düşük profilli bir bakış olmakla birlikte, kadın sorununu ve haklarına çözüm formülleri geliştirmek yerine bireysel egoların tatmininin ötesine geçmeyen tepkisel davranışlardır.

Yazının başlığına dönecek olursam, feministlik; kimilerinin zannettiği gibi erkeği hedef tahtasına oturtup, “ateş serbest” mantığı ile rastgele ateş etmek yerine, kapitalist erk anlayışına karşın, özgür kimlik mücadelesidir.

Kadın erkine de erkek erkine de hayır!
Yaşasın her türlü egemenlik ve sömürüye karşı mücadele eden özgür insan.

12.05.2020

Hakkında Zeynel A. GÖÇER

Zeynel A. GÖÇER

Bu habere de bakabilirsiniz.

AKP’NİN POLİTİKALARI IRKÇI SALDIRILARI CESARETLENDİRİYOR!

Eylül ayı ile birlikte; bir yandan 12 Eylül faşist askeri cunta tarafından gerçekleştirilen darbenin 40’ıncı …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir