Destpêk » GIŞTÎ » FAŞİZM DEĞİL, BİZ İŞÇİLER KAZANACAĞIZ!

FAŞİZM DEĞİL, BİZ İŞÇİLER KAZANACAĞIZ!

Yukarıda iki resim var faşizmin iğrenç yüzünü gösteren.

Resmin birisi yaşayabilmek, aç kalmamak, çocuklarının üstünü başını almak okul masraflarını, elektrik parasını, kışlık erzaklarını tedarik edebilmek için, çoluk çocuk demeden Mazıdağı’nın Yücebağ köyünden yola çıktılar.

Mustafa Korkmaz / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yurtsever Sosyalist İşçi

Tereddüt ederek, endişeye kapılarak, kendilerini neyin beklediğini bilmeden vardılar Sakarya denen garip bir memlekete. Hepimizin vatanı aynı, hepimiz kardeşiz söylemleriyle de teselli ediyorlardı kendilerini.

Yollarda ırgatların kanları bir türlü kurumak bilmiyor, gözyaşları dinmiyordu. Ama olsun diyordu emekçiler. İşin ucunda ekmek parası, yaşam kavgası vardı. Ele güne muhtaç olmamak vardı.

İşçi simsarları, yani saygınlık kazanmış halleriyle çavuşlar her şeyin güzel olacağını söylemişti. Onlar kişi başı ve her yevmiyeden alacakları yüzdelik orandan başka bir şeyi düşünmüyorlardı. Kişi başı ücret aldıkları için minibüsleri tıka basa dolduruyorlardı. Ne kadar insan o kadar yol parası, tam bir kapitalist sömürü mantığı ile işlerini yürütüyorlardı.

Mülk sahipleri, işçileri de kendi malları gibi gördüklerinden istediği koşullarda çalıştırma, istediği gibi hakaret edebilme hakkını kendinde görebiliyordu. Esas sorun da burada başlıyordu. Resmen köle muamelesi görüyorlardı. Her şeyin bir sınırı vardı.

Ve itiraz edildi, işçiler biz köle değiliz dediler. Sen misin bunu diyen. İyi beslenmiş ırkçı faşist kafalar saldırıya geçti. Kendilerinden emin bir şekilde çoğu çocuk yaşta kadın ve erkek işçileri linç edercesine dövüp darp ettiler. Dünyanın her yerinde olduğu gibi yine kadınlar en çok zararı görmüştü. Jandarmayı arıyorlar konum atın diyorlar. Her zaman olduğu gibi, mesele Kürtler ve işçiler olduğunda bir türlü adres bulunamıyor. Sonuçta tarihe bir utanç vesikası olacak görüntüler ve resimler kalıyor geriye. İşçiler ülkelerine geri dönüyorlar.

İkinci resme gelince bu daha büyük bir facia. Özürleri kabahatlerinden büyük. Sakarya’da yaşanan olayın kamuoyuna yansımasıyla bölgede faaliyet gösteren Kürt partileri ve bölge milletvekillerinden oluşan bir heyet, saldırıya uğrayan işçileri ziyaret etmek, sorunlarını ve işin aslını dinlemek ve yalnız olmadıklarını anlatmak üzere Diyarbakır’dan Mazıdağı Yücebağ (Kelek) köyüne doğru yola çıkıldı. Ziyaret tarihi ve saati daha önceden açıklanmıştı. Diyarbakır Mardin yolu üzerinde Yücebağ köyüne ayrılan yol kavşağında görünen manzarayı izah etmek kolay bir mesele değil. Görüntünün izahı yok. Sakarya Selahiye’de olmayan güvenlik güçleri olanca görkemiyle karşımızdaydı. Zırhlılar ve onlarca araç, onlarca asker resmi ve sivil görevli bizi bekliyordu. Değil kırmızı plakalı araçlar, değil milletvekilleri, değil Kürdistan’i parti başkanları kuş bile geçemezdi. Kim ne anlatırsa anlatsın yasaktı. “Sayın milletvekilleri Yücebağ köyü küresel COVID-19 salgını nedeniyle karantinaya alınmıştır. Bu nedenle giriş çıkışlar yasaklanmıştır. Lütfen geri dönünüz bizi zor kullanmak mecburiyetinde bırakmayınız”. Ne kadar da kibardılar.

Bütün bu arbede ve tartışmalar yaşanırken “madem köye gidişimize izin vermiyorsunuz biz de basın açıklaması yapacağız” denildi. “Hayır efendim kara yolu trafiğini engelliyorsunuz.” Tartışma ve mücadele sürerken basın özellikle Kürt basını oradaydı. Basın açıklaması yaparız yaptırmayız derken olay basın açıklamasını aşan bir boyuta dönüştü. Kurum temsilcileri olayı kınayan röportajlar vermeye başladılar.

HDP Gurup başkan vekili Meral Danış Beştaş Yapılan engellemenin hukuka aykırılığını, yapılan hukuk dışı uygulamaları politik bir dille haykırıyordu.

KKP Genel başkanı Sinan Çiftyürek Kürt halkına, Kürt işçilerine ve yoksullarına yapılan baskıları ve ayrımcı politikaları militarist güçlerin suratlarına çarpıyordu.

Milletvekilleri Ebru Günay ve Nusrettin Maçin yapılan uygulamanın nasıl bir çifte standart olduğunu yüksek sesle haykırıyorlardı. Velhasıl tek açıklama yerine her kurum kendi basın açıklamasını yapmış oldu.

Daha sonra kararlaştırıldığı gibi Kürdistan’i ittifak adına KKP Genel başkanı Sinan Çiftyürek Kürtçe basın açıklaması yaptı.

Herkes bir yorumda bulunsa da asıl olan şudur. Sakarya’ya giden Kürt işçiler ırkçı faşistler tarafından saldırıya uğramıştır.

Kıssadan hisse Sakarya’da işçi Kürt kızına atılan o yumruk faşistlerin ve ırkçıların suratında bir gün mutlaka patlayacaktır.

Sonuç olarak biz işçiler emekçiler örgütleneceğiz, örgütlenmek zorundayız. Örgütlülük kendini dayatıyor. Gerekirse iki öğün yemek yiyeceğiz, yarım ekmek yiyeceğiz, aç kalacağız, kimseye boyun eğmeyeceğiz onurlu yaşayacağız ve çalışmama hakkını kullanacağız.

Ustalar derki; “Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halkları birleşin”

 

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Sayı-11

 

Hakkında Mustafa KORKMAZ

Mustafa KORKMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

FRANSIZ TARİH ÖĞRETMENİNİN ÖLDÜRÜLMESİ VE ENTEGRASYON SORUNU ÜZERİNE

Fransa ve batı devletleri paranın hakim olduğu, üretimin kar için yapıldığı, zenginlerin bir tarafta fakirlerin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir