Destpêk » GIŞTÎ » KÜRT SİYASETİ KENDİ ÖZ GÜCÜNE GÜVENMELİ*

KÜRT SİYASETİ KENDİ ÖZ GÜCÜNE GÜVENMELİ*

Hepinizi Kürdistan Komünist Partisi (Kuzey) adına sevgi saygıyla selamlıyoruz.

İlkin; Kürdistan’ın dört parçasında, özellikle de Rojava ve Kuzey parçası üzerinde baskı ve işgallerin ağırlaştığı süreçte Konferansımızın toplanmış olmasını anlamlı buluyoruz. İyi sonuçlar üreteceğine de inanıyoruz.

 Sinan Çiftyürek / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

İkincisi; Sudan, Tunus, Mısır, Lübnan, Ürdün, Irak, Şili, Ekvator, Haiti, Romanya, Macaristan, Fransa, Ermenistan, İngiltere’de…

Kapitalist neoliberal politikaların işsizlik, zam, yolsuzluk, mülkiyet hırsızlığı, sınıflar arası gelir dağılımı uçurumu gibi sosyal sonuçlarına işçi emekçilerin isyanla “HAYIR” dediği süreçte toplanmasını önemli buluyoruz.

Üçüncüsü; Sovyet Ekim Sosyalist Devriminin 102. yıldönümünde Konferansımızın toplanmasının ayrı önemi var. Çağrımız, yeni Ekim devrimleri hedefiyle mücadelemizi sürdürelim. Ama mutlaka 20. yüzyılın gölgesinden çıkalım yani Ekim Devrimi, Çin ya da Latin Amerika deneyimlerini tekrarlamadan kendimiz olalım diyoruz. Kürdistan sosyolojisinin içerik katacağı programı belirleyebilirsek tarihe not düşebiliriz.

Konferansımızın her üç alanda da halkımızın ulusal özgürlük ve sosyalizm mücadelesine katkılar koyacağına inanıyor ve umuyoruz.

Kürdistan, küresel hegemonya savaşının merkezinde yer alıyor.

ABD emperyalizminin, Avrasya üzerinde küresel egemenlik stratejisi ve Rus emperyalizminin Avrasya’da statüko savunusu postmodern uzun savaşın esas nedeni. Halkımız 25 Eylül 2017 bağımsızlık referandumu ile ayrılma kararı alıp Irak’ın kuyruğuna bastığında, tepkinin Bağdat’tan önce Ankara-Tahran-Moskova-Pekin’den gelmesi statüko savunuculuğundandır.

Değerli yoldaşlar, dostlar…

Dikkatinizi şuna çekmek istiyoruz; Afganistan-Mısır-Ukrayna üçgeninde yirmi beş yıldır savaş sürüyor. Savaşın ağırlık merkezi bazen Afganistan, Irak, Suriye’ye bazen Gürcistan, Ukrayna’ya bazen Yemen’e kaydırılsa da aynı üçgende sürüyor. Kürdistan coğrafik olarak bu üçgenin dolayısıyla savaşın merkezinde yer alıyor. Bu nedenle her taşın altından Kürt/Kürdistan meselesi çıkıyor. Bölgede siyasi ve askeri olarak Kürtsüz denklem kurulamıyor.

*21. yüzyılın savaşlarında tıpkı postmodern sanat, kültür, felsefede yaşandığı gibi her şey anlık değişkenlik gösteriyor. Her şey aynı anda hem kendisi hem bir başka şeydir. Savaşta tarafların, cephelerin çizgileri net ve kalıcı değil.

*I. ve II. Dünya savaşlarında, devletler doğrudan cephede savaşıyordu ve taraflar belirgindi. Savaş bitince kazanan, kaybedeni netti. 21. yy’da ise 25 yıldır aralıksız süren savaşlarda halen kim kazandı kim kaybetti belli değil!

*Postmodern savaşlarda; klasik savaşlar gibi savaş, savaş gibi barış da barış gibi yaşanmıyor. Savaş içerisinde savaşın yaşanması, Asya üzerinde daha yıllar alacak olan bu savaşın diğer bir özelliğidir. Bu nedenle savaş içerisinde savaş yeni savaşa yol açarak uzayıp gidiyor.

Örneğin Rojava Kürdistanı ve Suriye’de dünyanın en derin analisti, savaş uzmanı bile; kim kiminle müttefik; kim kiminle düşman; kim kiminle savaşıyor; kim kiminle barış masasında; kim nereyi kontrol ediyor; kim çekiliyor, kim geri dönüyor? Bu soruların yanıtlarını vermesi çok zor!

Bu nedenlerle Avrasya’da özelde Suriye ve Rojava Kürdistan’ında savaş yakında bitmeyecek!

Sadece İdlib veya Rojava’da yaşanan sorunlar nedeniyle değil, başta Rusya ile ABD’nin askeri-siyasi varlığı ve küresel-bölgesel hesapları nedeniyle;

Yukarıda özetlediğimiz 21. yy postmodern savaşların karakteri nedeniyle; İran ve Türkiye’nin, bağımsız Kürdistan devletinin doğumunu engellemek için işgal ve savaş dahil izledikleri politikalar nedeniyle…

Bölgede ve Kürdistan’da savaş daha uzun yıllar sürecek. Konferansımız bunu bilerek politika belirlemeli.

Türkiye ve İran; Kürdistan parçalarında sömürgecilik içinde yeni sömürgecilik geliştiriyorlar!

Değerli yoldaşlar, dostlar…

*İran-Irak-Suriye-Türkiye rejimleri sıkışınca, “Kürt halkına karşı değil, teröre karşı savaşıyoruz” diyorlar! Yalan! Peki, İran’ın planlamasında ve diğer sömürgecilerin desteğiyle 16 Ekim 2017’de; Diyala-Hanekin-Kerkük’ü işgal edip Irak’a teslim edilirken hangi terör örgütüne karşı savaştılar? Yanıt açık; bağımsızlık referandumunda %83 ile “Kerkük bağımsız Kürdistan’ın kalbidir” diyen Türkmen-Arap-Hıristiyan-Sünni-Şii-Kürt halklarının iradesine karşı!

Ekim 2017’de İran liderliğindeki sömürgeci ittifakın Kerkük’te yaptığını bugün Türkiye öncülüğünde Rojava’ya yapılıyor. Dün Kerkük, Irak’a teslim edildi bugün Rojava Kürdisran’ı Suriye ve Türkiye arasında paylaşılıyor.

İlginçtir, Irak devleti, Kürt ulusal kurtuluş mücadelesi karşısında kendini savunamayınca İran imdadına yetişiyor. Suriye’de aynı durum olunca Türkiye “izin vermem” diyerek müdahale ediyor.

İran ve Türkiye, Kürt halkının devletleşmesini hatta federasyon kurmasını neden kendileri için var olmak-yok olmak olarak belirlediler?

Yoldaşlar, dostlar…

İlginçtir tarihte ilk kez bir sömürgeci devlet sömürgesine karşı “kurtuluş savaşını veriyoruz” diyor. Yani Türk yetkililer, Kürtlere karşı “İkinci kurtuluş savaşını veriyoruz” diyorlar! Türk devletinin bu duruma düşmesinin nedenleri;

Kürdistan’ın iki parçasında belirlenen bağımsızlık ve federasyon hedefi; Doğu ve Kuzey Kürdistan’ını derinden etkiliyor. İran ve Türkiye mevcut halklar hapishanesi konumunu sürdüremeyecek!

İran ve Türkiye, halklar ve inançlar hapishanesiyken, Kürt halkı ve siyaseti bölgeye etnik, inanç ve demokrasi alanında yeni politikalarla geliyor! Kürdistan siyaseti, Kürdistan’ı halklar ve inançlar bahçesi yapma referanslarıyla geliyor. İslam coğrafyasında “demokrasiyle yönetilen tek ülkeyim” diyen Türkiye’nin iddiasını elinden alma adımlarıyla geliyor. İşte saldırılarının temelinde yatan nedenler bunlar. Terörle savaşıyorum hikaye!

Rojava Kürdistan’ı paramparça

Suriye savaşının ilk yıllarında, Suriye toprakları birden fazla küresel, bölgesel güç ve onlarca Selefi Cihadist örgütün işgali altında güvenlikten yoksundu. Milyonlarca Suriyeli Şam-Hama-Humus-Halep’ten ülke dışına göç ederken, Rojava Kürdistan’ı güvenliydi.

Bugün ise Suriye rejimi; Rusya, İran gibi statükocu güçlerin siyasi-askeri-ekonomik desteğiyle büyük ölçüde toparlandı. Fakat Rojava Kürdistanı sömürgeci rejimler ile emperyalist güçlerin kirli çıkar hesapları uğruna parça parça edildi.

Türkiye-İran-ABD-Rusya… istihbaratıyla, ordularıyla küçük Rojava’da burun buruna giriştikleri askeri güç denemesinde faturanın halkımıza çıkmasına Konferansımız HAYIR demeli. Ve başta Türkiye olmak üzere herkesi halkımızın iradesini tanımaya çağırmalı.

Konferansımız şunun altını çizerek dünyaya ilan etmeli;

Türkiye’nin derdi, güvenlik veya göçmenler meselesi değil. Güvenlik olsa, ABD ile ortak Güvenlik Mekanizması oluşturuldu. Bunu işletirdi.

Göçmenler meselesi de değil. Göçmenlerin %90’ı Halep-Hama-Humus-Şam’dan geldi. Şimdi bu dört kent Esad rejimi elinde. Türkiye, göçmenleri evleri-mülkleri-yurtları olan kendi kentleri yerine neden Rojava’ya göndermek istiyor? Çünkü Türk Devleti Rojava Kürdistan’ını istiyor!

Türkiye’nin hedefinde sadece Kandil – Girê Spî – Efrin… yok, Rojava’nın tamamı var. Türkiye eski Osmanlı bakiyesini yani Rojava ve Güney Kürdistan’ı almak istiyor. Yetkililerin beyanı ve icraatları da bu yöndedir! Konferansımız bunu net tutumla kınayarak dünyaya ilan etmeli.

Konferansımız, Cenevre’de BM himayesinde yapılan Suriye Anayasa Komitesi’nin ilk toplantısında Rojava Kürtlerinin resmen temsil edilmemesini kınamalıdır. En büyük muhalefet olarak Suriye coğrafyasının %35’ni temsil eden Kürtler ve müttefiklerini içeren Suriye Demokratik Konseyi (SDK) Cenevre’de yoksa çözümün de olmayacağını ilan etmeli!

Halkımız için fırsatlar-tehlikeler ve ulusal ittifak

Beyaz Saray’ın güncel siyasetin esiri gel-gitlerinin yarattığı ağır sorunlar; Kürtlere saldırıya hazır kıta bekleyen dört sömürgeci devletin koordineli saldırı ihtimali; Rusya’nın kendi toprak bütünlüğünü Irak ve Suriye üzerinden kurması; bölgesel devletlerin desteğinin olmaması gibi halkımızın bağımsızlık mücadelesinin önünde engeller halen var.

Fakat lehte büyük imkan ve fırsatlar da oluştu. Kürtler artık siyasi ve askeri olarak bölgesel aktör. Bölgedeki çelişki ve çatışmalardan yararlanabiliyorlar. Kürt ulusal hareketi ilk kez bu düzeyde uluslararasılaştı. Dünya halklarının sevgilisi ve hükümetlerinin müttefiki haline geldi. Sömürgeci rejimler, Kürt halkına karşı siyasi savaşı kaybettiler! Bu koşullarda Güney Kürdistan bağımsızlık yolunda mevzilerini güçlendirirken, Rojava özerklik yönetimi ağır sorunlara rağmen statüsünü pekiştirme arayışında. Burada öne çıkan görev ve sorumluluk ulusal ittifakı örmek!

Değerli yoldaşlar, dostlar…

Gün ulusal demokratik ittifakı parçalarda ve parçalar üstü kurma zamanı!

*Sayın Mesut Barzani ve Kürdistan hükümetinin Rojava Kürdistan’ına yönelik saldırı ve işgallere karşı açık tutum almaları;

*Güney Kürdistanlı tüm partilerin Rojava Platformu oluşturmaları;

*Güneyli partilerimizin Kerkük-Hanakin-Diyala-Tuzhukaratu yani “Tartışmalı Bölgelere” 2020 seçimlerine tek liste ile katılma kararları;

*Kuzey Kürdistan’da dokuz parti ve hareketin sürdürdüğü kalıcı ulusal ittifak çalışmaları;

*Suriye Demokratik Güçleri’nin, TEV-DEM ile ENKS ittifak kurmalı çağrısı;

*Güney Kürdistan ile Rojava Kürdistan’ının örtüşen geleceğinin siyaseti ittifaka zorlaması… gibi gelişmeler ulusal ittifaka olumlu zemin yaratıyor. Konferansımız, parçalar ve parçalar üstü ulusal ittifak çağrısı yapmalı.

Sonuç ve çağrı;

Elbette Kürt siyaseti, küresel ve bölgesel güçler arası çelişki çatışmaları değerlendirip halkımızın lehine kullanmalı. Ama esas kendi öz gücüne güvenmeli. Buna göre ittifaklara yaklaşmalı. İttifaklara yaklaşırken de statüko savunucuları ile statükoyu değiştirmek isteyenler arasında bilinçli tercih yapmalı. 08 Kasım 2019

Başarılar diliyoruz. Sevgi ve saygılarımla

Sinan Çiftyürek

Serokê Giştîyê

Partîya Komunîst a Kurdistan – KKP

*Sinan Çiftyürek’in Kürdistan’ın dört parçasından komünist, sosyalist partilerin 9 Kasım Hewlêr Konferansına gönderdiği konuşma metni. (Kendisi yurtdışı yasağı nedeniyle Konferansa katılamadı.)

Sosyalist Mezopotamya / Şubat 2020 / Sayı: 7

Tüm sayıların PDF formatları aşağıda

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 2 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 3 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 4 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 5 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 6 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 7 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Hakkında Sinan ÇİFTYÜREK

Bu habere de bakabilirsiniz.

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

 “68 ruhu bağımsızlıktır,”[9] saptamalarını aşan enternasyonalist ihtilalciliğiyle resmi ideolojinin de korkulu rüyası olan O; “İçinde …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir