Destpêk » GIŞTÎ » ÇOCUKLAR HAKLARI VE HAZİRANIN UNUTULMAZLARI!

ÇOCUKLAR HAKLARI VE HAZİRANIN UNUTULMAZLARI!

Alfabetik olarak sıralarsak Hıristiyanlar çocuklara Fransızca dilinde inocence derler, Kürtçede bêsûçî, Türkçede masumiyettir, bütün dillerde olduğu gibi. Hepsinde de “masum”, “masumu pak”, “sabi”, (…) bütün dillerde farklı farklı yazılsa da yaklaşık aynı anlam içeriklidirler. Hiç kimseye zarar vermemiş, hak yememiş, temiz kalmış, kötülük yapmamış masumu paktırlar… Etimolojik manada Latincede infant, infantis (“konuşmayan”) anlamında olsa da çocuklara masumu pak demek en anlamlısıdır diye düşünüyorum.

Fevzi KARTAL / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Mademki çocukları böyle tarif ediyoruz; peki neden çocuklara farklı farklı davranıyoruz? Çocukların dünyasının oynamak, gülmek, kahkahalar atmak, eğlenmek, eğitim görmek, öğrenmek ve de en başta sağlıklı beslenmek dışında hiçbir “misyon”larının olmadığını nasıl unuturuz, nasıl es geçebiliriz, nasıl yok sayabiliriz?

***

Evet, bu Haziran ayının üzücü yıl dönümleri olduğu gibi sevindirici yıl dönümü yanı da vardır. Eğer 12 Haziran Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü olmasaydı ben bu yaz sıcaklığını yavaş yavaş hissettiren, ağaç meyvelerinin yavaş yavaş kendini ağaç dallarında gösterdiği, bostanlarda bitkilerin çiçek açtığı, bazılarında sebzelerin yavaş yavaş görünmeye başladığı, seraları saymaz isek, Avrupa’nın kış soğuğunda, ilkbaharında soğuğa yakın havasından çıkıp tabir yerinde ise “sırtımızın” yavaş yavaş ısındığı bu Haziran ayını hüzünlü geçirmiş olacaktım. Çünkü 15-16 Haziran’ı, 15 Haziran 1915’te Paramazlar’ın idamını hatırladım. Kendi kendime unutma, unutturma dedim. Çünkü dünya da iki şey kalırmış ve de unutulmazmış; biri iyilik, birisi de kötülük.

Talatçı zihniyet tarafından esir alındıktan sonra, (zira esirlere kötü davranmak savaş suçudur, çünkü esirdirler, elleri kolları bağlıdırlar, vb gibi konumdadırlar da ondan), Anadolu ve Mezopotamya insanımızdan bu coğrafyalarda atın nalını, eşeğin semerini ve de birçok sanat dalını bilmeyen Müslüman ahaliye öğreten, şimdi UNESCO’da koruma altına alınan müzik aleti bizim ‘düdük’ dediğimiz “düdük”ün yapımını dahi yine Müslümanlara öğreten yerli halkların mensuplarından 20 insan idam edilmişlerdi.

***

Dünyamızda birçok ülkede çocuklara eşit eğitim olanakları, eşit eğitim fırsatları, eğitimde fırsat eşitliği denilsin, verilmediği gibi milyonlarca çocuk aç, sefil, çıplak, barınaksız çalıştırılan, kötü işlerde kullanılan, savaşlarda kullanılan çocuk askerler, çocuk savaşçılar… Tam beslenmeyen, BM’nin çocuk beslenme endeksi, milyonlarca çocuk. Dünyada yapılan çeşitli araştırmalar yoksulluğun ve ayrımcılığın en çok da çocuklara yansıdığını göstermektedir.

Türkiye’de Çocuk Hakları mı?

“Bilal oğlan”ın haklarının dışında ve küçük bir azınlığın dışında hiçbir hak ya da haklarla ilgilenme yok. Çocuk hakları da “yılanı küçükken öldür” cinsinden denilse haksızlık yapılacağını sanmıyorum. Ki, yine de karar siz okurların…

İstatistiki bilgiler ve çeşitli kuruluşların değerlendirmeleri çocuk haklarının nasıl derinden üzücü olduğunu ve de nasılda kahredici olduğunu göstermektedir. Nasıl da bir vahim durum içerisinde olduğunu göstermektedir masumu pakların yaşam koşulları. Sadece 23 Nisanlarda birkaç çocuğu TBMM’de, birkaç çocuğu meclis sıralarında oturtmak sorunu çözmüyor. Çözer mi? Zira pratik yaşam milyonlarca çocuklar için hiç de hoşnut değil.

Türkiye’de büyük bir yetişkin kesimin çocuklar konusunda sorumlu davrandığını söylemek mümkün değildir. Çocuklar hâlâ birey olarak algılanmamaktadır. Anne-babanın bir uzantısı veya malı olarak görülmektedir. Türkiye’de bir milyona yakın çocuk işçi bulunmaktadır. Hele de tarla ve bahçelerde sürünen mevsimlik ve de gündelik çalıştırılan Kürt çocukları, eve döndüklerinde yine elde avuçta kalan kocaman bir hiç hem de eğitimlerini yarım yamalak yapmak ya da eğitim dahi yapamamak. Ha keza dünyamızda olduğu gibi yoksulluğun ve ayrımcılığın en çok da çocuklarımıza yansıdığı bütün çıplaklığı ile ortadadır.

Türkiye de Çocuğa Karşı Ayrımcılık Raporu’na göre 15 maddeden oluşan belirlenmiş ayrımcılık alanlarından bazıları şunlardır.

  1. Irka göre ayrımcılık,
  2. Etnik kökene dayalı ayrımcılık,
  1. Dinsel inanca dayalı ayrımcılık,
  2. Cinsiyete dayalı ayrımcılık,
  3. Cinsel yönelime göre ayrımcılık,
  4. Engelliliğe dayalı ayrımcılık,
  5. Ekonomik ayrımcılık,

8.   Eğitim sisteminden kaynaklı ayrımcılık (…) ve de dahası…

Sosyalist Mezopotamya / Eylül 2019 / Sayı: 6

Tüm sayıların PDF formatları aşağıda

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 2 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 3 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 4 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 5 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 6 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Hakkında Fevzi KARTAL

Fevzi KARTAL

Bu habere de bakabilirsiniz.

ULUSAL İTTİFAKTA, PARTİLER ARTIK ‘YERİM DAR OYNAYAMAM’ DİYEMEZ!

Halkımızın haklı ve yaşamsal ulusal var olma savaşı ile sömürgeci-emperyal güçlerin statükoyu korumak ve emperyalist …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir