Destpêk » GIŞTÎ » BASİTTEN KARMAŞIĞA DOĞRU GELİŞMEK!

BASİTTEN KARMAŞIĞA DOĞRU GELİŞMEK!

Yeryüzünde canlılar için her şey ama her şey basitten karmaşığa doğru gelişir, yol alır ve ilerler. Bu tespitten hareketle bir kaç belirlemede bulunmak istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana eğitim, öğretim sistemi geri olduğu için insanlar gerektiği gibi yani çağa uygun bir şekilde yetiştirilmiyor. Türkiye’deki en iyi üniversiteyi bitirseniz de ülke dışına çıktığınızda yani Avrupa, Amerika ve sizden ileri diğer kimi kıta ve ülkelere gittiğinizde eğer orada kalmak veya kendi mesleğinizde çalışmak istiyorsanız okuduğunuz dalda tekrar eğitim alıp diplomanızı, eğitiminizi oranın standartlarına göre yenilemeniz gerekiyor. Bir ulus, halk ve birey için, onların basitten karmaşığa doğru gelişmesini, güçlenmesini ve çağın standartlarına göre yetişmesini sağlayacak olan eğitim ve öğretim sistemidir.

Hurşit KAŞIKKIRMAZ / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Kapitalist ülkelerde eğitim ve öğretim yani okul müfredatı sistemin temel ihtiyaçlarına göre hazırlanıyor. Yani sistemin ihtiyaç duyduğu mesleklere ve o mesleklerin gerekli gördüğü seviye ve niteliğe göre insanlar yetiştiriliyor, eğitim görüyor. Kapitalist sistem, sahip olduğu eşitsiz gelişim yasasından dolayı ülkeler kategorilere ayrılarak ayrışıyor. 1- Gelişkin emperyalist ülkeler. 2- Orta düzeyde gelişmiş kapitalist ülkeler. 3- Geri bıraktırılmış ülkeler. Kapitalist ekonomi, kültür ve sosyal yaşam koşullarına göre şekillenen her kategoride sistemin ihtiyaçlarına göre eğitim ve öğretim seviyesi belirleniyor ve yine sistemin gereksinimi doğrultusunda insanlar, kadrolar ve elamanlar yetiştiriliyor. Bu sisteme bağlı kalıp onun bir parçası olduğunuz sürece, her kategorideki ülkeler, kendisi için çizilen sınırların dışına çıkamaz. Yani anlaşılması gereken ve sonuçta bu okullar, üniversiteler ve eğitim kurumları daha çocuk yaştan itibaren insanları, bireyleri alıp eğitmeye başlarken sistemin çarkını döndürmek ve onu işletecek düzeyde insanlar, kadrolar ve elamanlar yetiştirmektedir. Bunu yaparken bu insanların, kadroların ve elamanların ne ileri ve ne de geri olmamalarına özen gösteriyor. Çünkü ileri ve geri olacak olanlar kendisinin işine yaramadığı için ve aynı zamanda kendisi için tehlikeli olacağından çok dikkatli, dengeli ve orantılı davranıyor.

Yukarıda belirttiğimiz gibi her kategori ve seviyedeki kapitalist ve emperyalist ülkeler kendi ihtiyaçlarına göre eğitim seviyesi belirleyip, müfredat hazırlayarak eğitim veriyor ve elaman, kadro ve insan yetiştiriyorlar. Sistem, kendi ihtiyaçlarına göre böyle davranıyor. Kendi ihtiyaçlarını aşan, ileri veya o ihtiyaçlara cevap vermeyen, geri eğitim vermiyor. Sınıflı toplumlarda her çağın ve sistemin bilimsel teknolojik gelişimi ve durumuna göre eğitim veriliyor. Sistemin sahip olduğu temel üretim araçlarını, teknolojiyi çalıştırmak ve onları verimli hale getirmek için en alt düzeyde sıradan işçiler için bile bir eğitim seviyesi gerekiyor. Sadece sıradan angarya işler için eğitim verilmiyor ama onlar için de çeşitli kurslar organize edilerek o alanlarda da işçinin başarılı olabilmesi için çaba sarf ediliyor. Bütün bunlar daha çok kar yapmak ve işçinin emek gücünü daha çok sömürmek için yapılıyor. Yine sınıflı toplumlarda toplumun kültürel ve inançsal durumuna göre de geri olarak görülen dini eğitim veriliyor. O da sistemin işine yarıyor ve onun çıkarları ile örtüşüyor.

Bu yazıda bizim amacımız; kapitalist sisteme karşı olan, ondan rahatsız ve ona alternatif felsefe, teori ve politikaları savunan, onun barbar, sömürücü, adaletsiz, haksız ve hukuksuz yapısına karşı çıkan kesimlerin alternatif teori, felsefe ve politikalarda başarılı olabilmeleri konusundaki gelişmedir. Kuşkusuz kapitalist eğitim kurumları, sistemin çıkarları için eğitim veriyorlar ve insan yetiştiriyorlar. Sisteme muhalif kesim ve bireyler kendi olanakları ölçüsünde kendilerini yetiştiriyorlar. Kapitalist sistemdeki burjuva okullarında okumak, eğitim almak ve güçlü bir eğitim ve bilgi temeline sahip olmak ve belli düzeyde bir genel seviye ile donanmak gereklidir ve küçümsenmemelidir. Ama sisteme şu veya bu şekilde alternatif olan; devrimci, demokrat, sosyalist, komünist vb. kişi ve örgütlenmeler için o sahip oldukları felsefe, teori ve politikalar doğrultusunda eğitim veren okul, kurum ve kuruluşlar olmadığı için kendi olanaklarıyla kendilerini yetiştirmeye yöneliyorlar. Yani zorunlu olarak kendi kendilerini yetiştiriyorlar. İşte asıl mesele budur, bu yetişme tarzıdır. Burada basitten karmaşığa doğru bir gelişim seyri izlemek gerekiyor.

Türkiye’de burjuva eğitim seviyesi ve kalitesi düşük ve yetersiz olduğu için insanlar burjuva eğitim anlamda istenildiği ve çağa uygun bir şekilde yetiştirilmiyorlar. Basit temel eğitimi yetersiz ve zayıf olan, karmaşık ve gelişkin felsefi, teorik, politik ve diğer konuları anlamaz veya anlamakta zorluk çeker. Türkiye toplumu, zayıf olan basit temel eğitim seviyesinden dolayı karmaşık, gelişkin, ileri ve var olan gelişmeleri bile anlamakta zorluk çekiyor. Zorluk çektiği için okumuyor. Zaten toplumun okuma alışkanlığı da yoktur. Kitap okuma oranında en ileri ülkeler %20’leri aşarken Türkiye’de bu oran %0.1’dir. Az sayıdaki okuyan kesim bile okuduğunu anlamakta zorlanıyor. Bu konuda dikkatimi çeken bir husus var. Belirttiğimiz gibi toplumun basit temel eğitimi oldukça zayıf. Toplum okumuyor, araştırmıyor, kafa yormuyor. Okuyan kesim ise çoğunlukla okuduğunu anlamakta, kavramakta zorlanıyor. O okuyan kesim; devrimcilik, komünistlik, sosyalistlik vb, dincilik ve inancı gereği, Alevicilik, Kürdçülük vb nedenlerden dolayı okuyor. Yani her dönemde hangi konu moda olursa, ileri çıkıp gündemi meşgul ediyor ise insanlar o konu ile ilgili kitapları, yazıları ve yapıtları okuyorlar. Bu konuda insanlar, ilk elden anlama, algılama ve kavrama kapasitelerini geliştirmelidir. Okuduklarını anlayabilmeleri için basitten karmaşığa doğru yol almaları, yani önce daha basit olan günlük gazeteler, yayınlar, dergiler, broşürler, romanlar vb okumaları gerekirken onlar kitaplara yöneliyorlar. Basit alt yapısı zayıf ve okuduğu konu ve kitapların kendisi için ağır olması, onların tökezlemesine ve var olan okuma isteğinin de kırılmasına sebep oluyor. Kısa yoldan bilgi ve belge sahibi olmasını hedeflerken, bu tökezleme ile var olan okuma isteği ve merakını da yitiriyor. Kimileri ise yukarıda belirttiğimiz konular hakkında bir, iki veya üç kitap okuyor ve o okuduklarından yola çıkarak bütün dünya, yaşam ve meselelerin ondan ibaret olduğu sonucuna varıyor ve her şeyin o olduğunu düşünüyor. Yani bu dünya ve yeryüzünde 7 milyar insan, dinler ve değişik inançlar, onlarca teori ve felsefe ve birden fazla sınıfsal düşünce ve ideoloji olduğunu ya bilmiyor veya umursamıyor.

İlginçtir, ama öyle. Elinizdeki Sosyalist Mezopotamya Dergisi’ni dağıtırken karşılaştığım bir kaç örneği sizlere aktarmak istiyorum. Dergiyi bir siyasi partinin yayın organı olarak teklif ediyorsunuz. 1- Az sayıdaki insanlar merak ediyor veya hatır belasından dolayı alıyorlar. 2- Çoğunlukla ben okumuyorum, okuyamıyorum, sağ ol diyenler az değildir. 3- Bir kısmı ben kitap okuyorum veya elimde bir kitap var diyerek dergiyi ret ediyor. 4- Kimi de ben okumuyorum veya ilgimi çekmiyor almayayım ama sana ücretini vereyim bir katkı olur diyerek daha nazik davranıyor. Yıllardır yayın dağıtırken karşılaştığım tablo budur. Bu toplumda, şimdiye kadar kendi isteğiyle “bir dergi de bana ver, okuyayım kendimi geliştireyim veya gelişmelerden haberdar olayım” diyen insan çok nadirdir ve hemen hemen yoktur.

Diğer bir konu; Türkiye’de yaşayan toplumların ve bireylerin siyasal, sosyal, kültürel, akademik konum ve seviyeleri ve genel gelişmişlik düzeyleri biliniyor ve bu konu açık ve nettir. Örneğin devrimciler, sosyalistler, komünistler basitten karmaşığa doğru kendilerini geliştirme yerine, yani öncelikle daha basit ve anlayacağı gazete, dergi, broşür, yayın, roman vb. okuması gerekirken büyük bir çoğunluk bu saydıklarımın üzerinden atlayarak Marx, Lenin, Engels, Stalin, Mao ve benzerlerinin ağır, felsefi ve teorik kitap ve yapıtlarını okumayı tercih ediyor. Ve sonuçta okuduğunu anlamıyor, kavramıyor, özümseyemiyor. Oysaki Marksist-Leninist teori, kuram, felsefe ve politikalar hakkında sayısız basit öğretici, eğitici yapıtlar var. Toplum olarak genel manada böyle olan bu ülkenin insanları, her şeyde yarı yamalak ve temel bilgiden kopuk, yoksun bir şekilde yetişiyor. Aynı durum Alevilerde, Kürdlerde ve dincilerde de yaşanıyor. Örneğin adam inancından dolayı dinci veya dindardır. Belli seviyede dini bilinç ve birikime sahip olmadan Kuran-ı Kerimi okumaya yöneliyor. Veya kişi Alevidir. Alevilik ile ilgili öncelikle basit bilinmesi gereken temel kural ve kaideleri okumadan, öğrenmeden ağır olan Alevi felsefesi ile ilgili kitap okumaya başlıyor.

Türkiye’deki eğitim, öğretim sistemi ve okul müfredatı hiçbir zaman çağa uygun ve gerektiği gibi olmadı. Bu durumdan dolayı insanlar, bireyler, kadrolar ve elamanlar olması gerektiği gibi yetişmediler, yetişmiyorlar. Genel gelişkin kültür ve seviyeden kopuk olan eğitim, öğretim sistemi ve okul müfredatı, tipik bir insan çeşidi ve kişiliği yetiştiriyor. Özellikle son yıllarda AKP’nin yeni uygulamaları, önemli derslerde kısıtlamaların yapılması ve daha çok dini eğitime yönelmesi de zaten zayıf ve seviyesi düşük olan eğitimi daha da aşağı çekmiştir. Her zaman ırkçı, şoven ve geri olan eğitime son yıllarda dini açıdan yaygın öğretim eklenince daha da gericileşti. AKP’nin birçok yanlış, çağdışı ve geri uygulamalarını gören insanların bir çoğu, eskiyi yani AKP öncesini arar duruma geldi. Fakat AKP öncesi de şimdikinden pek farksız değildi. Örnek olarak; 1970’lerde sosyal demokrat görünmeye çalışan Bülent Ecevit liderliğindeki CHP, iktidarı döneminde öğretmen açığını kapatmak için tuhaf bir uygulama yapıldı. Zamanın iki yıllık eğitim enstitüsü mezunları 40 günlük bir eğitim sonrasında öğretmen yapıldılar. O dönemde muhalefette olan Süleyman Demirel, Ecevit’i eleştirerek şöyle diyordu “40 günde hıyar yetişmiyor, ama Ecevit öğretmen yetiştiriyor”. Ve öyle ki böylesi bir durum ve seviyedeki insanlar öğretmen olarak eğitimci oldular ve gelecek kuşakları eğittiler.

Bu seviyedeki bir eğitim, öğretim ve okul müfredatına sahip olan ülkelerden insanlar, Avrupa’ya veya kendisinden daha gelişkin ve ileri olan bir ülkeye gittiklerinde ciddi zorluklar ile karşılaşıyorlar. Yıllardır Türkiye’den Avrupa ve Amerika’ya oldukça yoğun bir göç yaşanıyor. Türkiye’de üniversiteyi bitirip bu ülke ve kıtalara giden küçümsenmeyecek bir kesim var. Bu insanların burada diplomaları tanınmıyor. Kendi mesleklerinde çalışabilmeleri için burada yeniden kendi dallarında eğitim almaları gerekiyor. Birçok insan başvuruyor ve diplomasını bura standartlarına göre yenilemek istiyor. Yani burada tekrar eğitim almak istiyor. Ama %80-90’ı başarılı olamıyor. Kimileri okula hazırlık için verilen dil öğrenme döneminde dahi başarılı olamıyor ve yeterli seviyede dil öğrenemediği için eleniyor. Kimileri ise okula başlıyor ve bir iki yıllık devamdan sonra bırakmak zorunda kalıyor. Diğer yandan; ayrıca küçümsenmeyecek bir politik, siyasi kitle de burada bulunuyor. Türkiye ve Kürdistan’ın devrimcileri, komünistleri, ilericileri, demokratları olarak sıradan kitleden farklı okuyan, araştıran ve kafa yoran kesim olarak görülüyor. Ama binde biri bile buranın standartlarına göre devrimcilik ve ilericilik yapmıyor, yapamıyor. Dil öğrenmiyor, öğrenemiyor. Buranın devrimci, demokrat parti, kurum ve kuruluşlarında çalışmıyor, çalışamıyor. Bu insanlar, sahip oldukları temel bilgi, birikim ve seviyelerine göre burada başarılı olamayacaklarını bildikleri için buranın koşullarına, şartlarına göre devrimcilik, komünistlik, ilericilik yapmıyorlar, yapamıyorlar. Onlar, burada yaşıyorlar ama yaptıkları devrimcilik, komünistlik ve ilericilik Türkiye ve Kürdistan içindir. Bu insanlar ve kesimlerin burada birçok konuda başarısız olmalarının sebebi, ülkesinde aldıkları yetersiz, geri ve düşük seviyeli eğitimdir. Basit eğitim, öğretim, bilgi, birikim temeli ve seviyesi zayıf olan insanlar; gelişkin, ileri, ağır ve karmaşık konularda başarılı olamazlar.

Yukarıda değindiğimiz bütün nedenlerden ve sebeplerden dolayı Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerin yöneticileri, burjuvazisi, elit ve zengin kesimi çocuklarını, torunlarını ve yakınlarını çoğunlukla kendi ülkesinde okutmuyor. Avrupa, Amerika ülkelerine gönderip oralardaki okul ve üniversitelerde okutuyorlar. 10.08.2019

Sosyalist Mezopotamya / Eylül 2019 / Sayı: 6

Tüm sayıların PDF formatları aşağıda

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 1 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 2 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 3 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 4 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 5 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Sosyalist Mezopotamya / Sayı: 6 – Derginin PDF formatı için buraya tıklayın

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

VİRÜSÜN DE KRİZİN DE YÜKÜ EMEKÇİNİN SIRTINA YÜKLENİYOR!

“Burjuvazinin temsilcileri 100 Milyar TL’lik adına Ekonomik İstikrarı Koruma Kalkanı dedikleri sermayeye kalkan olan paketlerini …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir