Destpêk » CÎHAN » AVRUPA TÜNELLERİNDE İŞÇİ ÖLÜMLERİ DEVAM EDİYOR

AVRUPA TÜNELLERİNDE İŞÇİ ÖLÜMLERİ DEVAM EDİYOR

Avrupa’nın güneyi ile kuzeyini kara ve demir yolu ile birbirine bağlamak ve ulaşımı kolaylaştırmak için yüzyıllardır tüneller yapılıyor. Avrupa’yı bölen Alp Dağları, tüneller ile delik deşik ediliyor. Avrupa sermayesi ve burjuvazi bu konuda dizginsiz bir şekilde emek sömürüsü gerçekleştirip işçi sağlığını ve hayatını hiçe sayıyor. Bu tünellerde 10-12-14 saat çalıştırılan işçiler, çeşitli hastalıklara yakalanıyor ve en vahim olanı binlerce işçinin hayatını kaybetmesi! 21. yüzyılda bu çağın teknolojisi ile yapılan tünellerde ve Avrupa’nın göbeğinde hala işçiler ölüyor, yaralanıyor, fazla çalıştırılıyor ve çeşitli hastalıklara yakalanıyor!

Hurşit Kaşıkkırmaz / Yazarın diğer makaleleri için tıklayınız

Yurtsever Sosyalist İşçi-11

04.09.2020’de bu tünellerden birinin açılışı vardı. Bu tünel yapılırken yorgunluktan, dikkatsizlikten, fazla çalıştırılmaktan, gerektiği gibi önlem alınmamaktan ve dizginsiz sömürü yüzünden iki işçi hayatını kaybetti. İki yıldır iki işçi hayatını kaybetmesine rağmen soruşturma ve dava sonuçlandırılmıyor. Sermaye, işçi aileleri ve diğer mağdur işçilere tazminat vermemek için davayı ağırdan alarak zaman kazanıyor. Yapılan açılışta İsviçre’nin ve Kanton Ticino’nun en yüksek yöneticileri orada idi. Ama kimse ölen işçilerden, çalışma koşullarından, işçi sağlığından ve davanın geciktirilmesinden bahsetmedi. Herkes Avrupa için ne kadar güzel işler yapıldığından dem vurdu. Sadece bir, iki yetkili iş kazası sonucu ölen, hastalanan ve mağdur duruma düşen işçilerin ve ailelerinin yanında olduklarını vurguladı. Bu vurgu ise, protestocu kitlenin basıncı ve medyanın eyleme gösterdiği ilgiden kaynaklandı. Bizler, işçi haklarını savunmak, yaralanan, ölen, hastalanan ve mağdur duruma düşürülen işçiler için, ADALET için açılışın yapıldığı alanda protesto gösterisi yaptık ve işçiler ile dayanışma eyleminde bulunduk. İşçi ücretlerinin dahi gerektiği gibi ödenmediği, eyleme katılan ve söz alıp konuşan işçiler tarafından dile getirildi.

Tünellerin bazıları ile ilgili rakamlar. 1870 yılında yapılan 17 km uzunluğundaki San Gotthard demir yolu tünelinde 1000’den fazla İtalyan işçi hayatını kaybetti. 1951 yılında yapılan Mattmarkbaraj tünelinde 88 işçi hayatını kaybetti. 1970 yılında yapılan San Gotthard oto tünelinde 19 işçi hayatını kaybetti. 2016 yılında yapılan ve dünyanın en uzun demiryolu tüneli olan 57 KM uzunluğundaki Alp Transit demir yolu tünelinde 9 işçi hayatını kaybetti. Ve son olarak 2020’de yapılan 15 KM uzunluğundaki Ceneri tünelinde 2 işçi hayatını kaybetti. Bunlar sadece İsviçre’nin bir bölgesinde yapılan tünellerdir. Dikkat edilmesi gereken; bu tünellerde binlerce işçi öldü, yaralandı, çeşitli hastalıklara yakalandı. Tünellerde ve bu tip ağır, tehlikeli ve kirli işlerde çalıştırılan, ölen, yaralanan, sakatlanan, hastalanan işçilerin tamamı yabancıdır!

Uzun bir süreden bu yana Kanton Ticino solu herkesin üzerinde hemfikir olduğu konularda birlik, ittifak ve dayanışma içerisinde olmamıştı. Pandemi öncesi ve virüs süreci boyunca sol hep birbirine kuşkulu bakarak ittifak, birlik ve dayanışmaya yanaşmıyordu. Fakat bu Ceneri tünelinde yaşananlar, solu birlikte davranıp ortak tutum almaya yöneltti. Böylesi işçi haklarını ilgilendiren önemli bir konuda ilericisi ve gericisi ile sendikalar tavırsız kaldı. Anlaşılması gereken devletin yanında yer alarak olanları onaylamış oldular. İsviçre Emek Partisi’nin Kanton Ticino seksiyonu, Partito Operaio e Popolare (POP), İşçi ve Halkın Partisi’nin bu konuda bütün sola yaptığı çağrı karşılık buldu ve bütün sol bu konuda ittifak yaparak ortak tutum aldı. Solun ittifak yapıp ortak tutum almasından dolayı, açılışa hiçbir sol parti davet edilmedi. Sosyal Demokratlar, Yeşiller, Troçkistler, Komünistler, Anarşitlerin bir kısmı, Hümanist kurum ve kuruluşlar birlikte davrandı. Ve solun bu davranışı basına geniş bir şekilde yansıdı.

İsviçre gibi kapitalist anlamda dünyanın en gelişmiş ve zengin ülkelerinde, işçilerin bu koşullarda çalıştırılması ve onlara böyle davranılması pek inandırıcı gelmeyebilir. Ama gerçek bu ve bunlar bu tür ülkelerde yaşanıyor. Demokrasi ve demokratlık adına bunun gibi birçok anti demokratik ve insani olmayan yasa ve uygulamalar bulunmaktadır. Örneğin İsviçre’de grev yasak. Yani işçilerin kendi haklarını savunmaları için greve gitmeleri yasak. Devlet anayasada laik olmasına rağmen bundan 20-30 yıl öncesine kadar kadınlara seçme ve seçilme hakkı vermeyen yasalar mevcut idi kimi Kantonlarda. Ayrıca yine kimi Kantonlarda bundan 10-15 yıl öncesine kadar resmi evliliği olmayan çiftlerin aynı evde birlikte yaşamaları yasak idi.

Ekonomik olarak zengin olan kapitalist-emperyalist ülkelerin bu tür anti demokratik yasa ve uygulamalarını örtbas eden, onların öne çıkarılmasını engelleyen, onlarla mücadeleyi geri plana atan buralardaki zenginlik ve ekonomik haklardır. O haklar da ülkelerin zengin, emperyalist olması ve zamanında buradaki işçi ve emekçilerin verdiği mücadeleler sonucu elde edilmiş olmasıdır. Sonuç itibarıyla; Burjuva demokrasisi, burjuvazinin diktatörlüğünden başka bir şey değildir.

12.09.2020

Tüm sayıların PDF formatı için aşağıdaki bağlantılara tıklayın

Sayı-1

Sayı-2

Sayı-3

Sayı-4

Sayı-5

Sayı-6

Sayı-7

Sayı-8

Sayı-9

Sayı-10

Sayı-11

Hakkında Hurşit KAŞIKKIRMAZ

Bu habere de bakabilirsiniz.

FRANSIZ TARİH ÖĞRETMENİNİN ÖLDÜRÜLMESİ VE ENTEGRASYON SORUNU ÜZERİNE

Fransa ve batı devletleri paranın hakim olduğu, üretimin kar için yapıldığı, zenginlerin bir tarafta fakirlerin …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir